Haber Detayı
12 Ocak 2021 - Salı 09:39
 
HALİL BERAN YAZDI: KİTLE İÇİNDE KALAN GERİCİDİR
Gündem Haberi


Bilimsel fikirler ile geleneksel yaşam arasında bir tezatlık vardır. Bu çatışmada her zaman baskın gelen geleneksel kültürdür. Toplumların değişimi bu yüzden görecelidir.
Toplumsal sistemleri oluşturan iç tezatlık hiç bir zaman birbiri ile çelişen zıtlığa dönüşmez . Birey ile toplum arasındaki çekişli toplumun o muazzam gelenekselliği ile son bulur. Tarihte de çokça rastladığımız birey ile geleneksel çatışmada kişi canını kurtarmış ise şanslı sayılır. Sokrat, Mansur, Şeyh Bedreddin, Galileo'lardan bugün köşe bucaklarda katledilen tüm devrimciler buna örnektir. Zamanla onların toplumsal kabul görmesi tarihin garip bir şakası gibidir.
Deli diye cezalandırılan, Galileo'nun dünya dönüyor demesini bir an için doğru kabul edelim -ki verilen somut bir karar var- , bugün herkes dünyanın döndüğünü kabul ediyor, böylece toplum da zaman içinde bu delilik mertebesine ulaşmış oluyor.
Asik Veysel'in belki de bilinçsizce şiirine dolgu malzemesi olarak kullandığı bir mısra , aslında toplum ile birey, ilerici-devrimci güçler arasındaki durumu özetler nitelikte...
"Çırpınıp içinde durduğum deniz"
İlerici güçlere veya bireye yılgınlık, usanç veren bu toplumsal denizin zaman içindeki değişim ritmidir.
Bireysel intiharların teorik açıklaması da budur. Fikren ve yasamsal olarak toplumun sabit durumuna adapte olan birey, bu durumdan koptuğunda , yalnızlaştiginda duyduğu boşluktur.
Zengin fakirleşince intihar edermiş, çünkü toplumsal katman arasında statü değiştirmiştir. Toplumsal baskıyı üzerinde ceza olarak görür. Oysa geniş fakir kesimler açlıktan ölür ama kendine ceza kesmez.
Bu da gösteriyor ki toplum ile birey çelişkisinde hep toplum dediğimiz şekilsiz tanımı olmayan, bir amacı ve düşünce tarzına sahip olmayan, hatta nereden gelip nereye gittiğini bilmeyen kitle baskın çıkar.
SSCB nin içinde olduğu durum da bu idi. Dikili bir bayrağın, kurulu bir sistemin yıllar geçse de toplumu kitleleri geleneksel yasamdan koparmaya yetmediğini gösterdi. Yıkılıştaki anlamsızlığın ipuçları kitlelerin ruh halinde gizlidir.
Bugün, Türkiye'de yaratılan hastalıklı, bönbön bakan kitlede genel tanımdan farklı degildir, genel olarak solda bunun bir parçasıdır, hastalıklıdır.
Tek tek herkes ekmek kavgasını doğru bulur. Sol bunu gerev diye teorize eder. Hatta, "kimsenin ekmeği ile oynanmaz" " komşusu aç yatan bizden değildir" diye bir deyimler vardır. Kitle gerçeğinde ise bunlar doğru değildir. Sistem sahipleri çeşitli yalanlarla kitlelerin aptallığını pekiştirir.
KHK'larla yüzbinleri açlığa mahkum eden, buna onay veren de bu kitlelerdir.
Devrimci teoride aynıların bir araya gelmesi gerekir saptaması da kitle teorisi içinde doğru olsa da gerçekleşmez. Yüksel direnişçileri ekmek kavgasında kitle kabuğuna sinmiş binlerde KHK lı, sendika, hatta acayip komünist - ne demekse!- tarafından yalnız bırakıldılar.
Kitlelerin aptallığının bir yansıması olan sistem, devlet tarafından hapislere atılarak cezalandırıldılar. Ve yine aynı kitle biliyor ki, her hapse giren suçlu değildir.
Gelecek tarihin yazılma rolü kitlelerin değil, örgütlü bireylerindir. (O da büyüyerek yeni kitle oluşturur ki, bu da teorinin kısır döngüsüdür).
Halil Beran
11.01. 2021
Kaynak: Editör:
 
Etiketler:
Haber Videosu
Yorumlar
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı