Bugün - 28 Mayıs 2020 Perşembe
İstanbul 27°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Siyaset Gündem Ekonomi Duyurular Sağlık Yaşam Özel Makaleler Kültür Spor Özel Haber Siyaset Diğer »
Haber Detayları

Bu Görüntüler Ortaya Çıkmasaydı Ne Olurdu?

İHD Çocuk Hakları Komisyonu'ndan Ercan Yılmaz, Nusaybin'de çocukları ateş açarak kovalayan polis ile Adana'da Ali Hemdan'ı öldüren polis hakkında işlem yapılmasını görüntülerin ortaya çıkmasına bağladı.

Gündem Haberi - 14 Mayıs 2020 Perşembe - 12:46

İHD Çocuk Hakları Komisyonu'ndan Ercan Yılmaz, Nusaybin'de çocukları ateş açarak kovalayan polis ile Adana'da Ali Hemdan'ı öldüren polis hakkında işlem yapılmasını görüntülerin ortaya çıkmasına bağladı.
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

İHD Çocuk Hakları Komisyonu'ndan Ercan Yılmaz, Nusaybin'de çocukları ateş açarak kovalayan polis ile Adana'da Ali Hemdan'ı öldüren polis hakkında işlem yapılmasını görüntülerin ortaya çıkmasına bağladı. 

Mardin’in Nusaybin ilçesinde bir polisin havaya ateş açarak çocukları kovalaması ve bir çocuğu tartaklamasına dair görüntülerinin ortaya çıkmasıyla birlikte gözler bir kez daha çocuklara yönelik hak ihlallerine çevrildi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nin verilerine göre, 1988-2012 yılları arasında 600’den fazla çocuk yaşam hakkı ihlaline maruz kaldı. Baran Tursun Vakfı'nın verilerine göre ise, 2007 ila 2020 yılları arasında faili polis olan 93 çocuk öldürüldü. Ölümlerin çoğu ise, polis kurşunu ve zırhlı araç çarpmasından kaynaklandı. Yine, polis merkezlerinde şüpheli bir şekilde bazı ölüm vakaları yaşandı.  
 
Failin kolluk ya da devlet görevlisi olduğu yaşam hakkı ihlallerinin birçoğunda etkin bir soruşturma yürütülmezken, yargılamalarda "cezasızlık" politikası dikkati çekti. Kamuoyunun vicdanını rahatsız eden bu durumlardan kaynaklı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) birçok kez Türkiye mahkum etti. 
  
GÖRÜNTÜLER OLMASAYDI NE OLURDU?
 
Söz konusu hak ihlallerinde dikkat çekici konulardan başında ise, olaylara ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasının ardından polisler hakkında bir işlemin yapılması geldi. Nusaybin'deki çocukların silahla kovalanması ve Adana'da Ali El Hemdan'ın polis kurşunuyla öldürüldüğüne dair görüntülerin sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılması sonrası her iki olaya karşılan polisler hakkında işlem yapıldı. Bu durum beraberinde, "görüntüler sosyal medyaya düşmeseydi yine soruşturma açılır mıydı” sorusunu akıllara getirdi.
 
ELVAN VE KAYMAZ HATIRLATMASI
 
İHD Diyarbakır Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu Üyesi Ercan Yılmaz, geçmişte yaşanan benzer vakaları da hatırlatarak, hak ihlallerini değerlendirdi. 
 
Nusaybin Kaymakamlığı tarafından yapılan açıklamada yer alan "taş attılar" iddiasına değinen Yılmaz, “Taş atıp atmadığını bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var. Benzer olayların çoğunda devlet pratiği aynı mantıkla işliyor. Uğur Kaymaz öldürüldüğü zaman yanına silah bırakılıp, 'örgüt üyesi' denmişti. Berkin Elvan öldürüldüğü zaman günlerce sosyal medyada ona ait olup olmadığı bile belli olmayan bir fotoğraf dolaşıma sokuldu. Bu tür vakalarda kamu görevlilerinin işlediği filleri meşrulaştırmaya yönelik çabalar sergilendiğine sürekli şahit oluyoruz” diye konuştu. 
 
İHLALLER DEVLET POLİTİKASI
 
Yaşam hakkı ihlalini gerçekleştirenlerin büyük çoğunluğunun kamu görevlileri olduğu kaydeden Yılmaz, bu vakalarda suçlarla yüzleşilmediği, suçun mağdurlarından özür dilenmediği, zararlarının tazmin edilmediğine dikkati çekti. Yılmaz, bu durumu "devlet politikası" şeklinde değerlendirdi.  Çocuklara yönelik hak ihlallerinde gerçek faillerinin çoğunlukla kolluk kuvvetleri olduğuna değinen Yılmaz, “Uğur Kaymaz olayında olduğu gibi. Hem Uğur’a hem de babasına 'örgüt üyesi' dendikten sonra aslında failin kamu görevlileri olduğu ortaya çıktı. 2015 yılında Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Helin Şen’in öldürülmesi ilişkin dosyada o dönem hem valiliğin hem de bazı medya kuruluşların yapmış olduğu açıklamalarda, Helin’in ölmesine neden olan kurşunun örgüt üyeleri tarafından sıkıldığı ısrarla belirtildi. Ama yoğun baskıları üzerine yürütülen soruşturmalarda, failin polis memuru olduğu ortaya çıktı. Zırhlı araç içerisindeki görüntülerde Helin’i öldüren kurşunun zırhlı araçtan çıktığı belirlendi" sözleriyle geçmiş vakaları hatırlattı. 
 
"Bunlar devletin yüz yılı aşkın bir süredir reddettiği, ama bir şekilde ortaya çıkan gerçekler" diyen Yılmaz, "Devlet burada bu ölümlerde sorumlu olmasa bile, yükümlülüğü gereği faillerin kim olduğunu tespit etmek zorunda. Ancak bu tür vakalar kamuoyunun vicdanını rahatlatacak açıklamalardan uzak bir şekilde soyut açıklamalarla geçiştiriliyor” diye konuştu.
 
‘KABİLE DEVLETİNDE BİLE BU SUÇTUR’
 
Yılmaz, bu tür vakalarda polisin neden korunduğu konusuna da değinerek, "Çok açık ayan beyan ortada olan bir ihlal var. Bir çocuk kendi sitesinde oyun oynarken çok aşırı düşmanvari bir şekilde bir polis memuru tarafından saldırıya uğruyor. Ateş ediliyor ve sürüklenerek zırhlı araca götürülüyor. Kabile devletlerinde bile bu tür fiiller suçtur. Fakat devlet 'neden çocuklar taş attı' diyerek, bu tür filleri meşrulaştırmaya çalışılıyor? Bunların tamamının cevabı bölgede yaşanan güvenlikçi politikalarda yatıyor" dedi. 
 
Yılmaz, Cizre'de öldürülen Nihat Kazanhan olayı işaret ederek, şöyle devam etti: "O dönem valilik tarafından kamu görevlerinin fail olmadığı açıklanmıştı. Ardından başlayan soruşturmalarda polis memurunun hedef alarak, Kazanhan’ı öldürdüğü tespit edildi. Kazanhan dosyasında fail olarak yargılanan ve ceza alan polis memuru ifadesinde, Nihat’ı öldürdüğünü, üstlerine söylediğini ancak üstlerinin kendisine ‘merak etme bir şey çıkmaz’ dediğini açıklamıştı. Burada devlet yaşanan durumu bir savaş olarak gördüğü için kendi personelinin ‘motivasyonunu’ bozacak tarzda pratikler sergilemiyor. Bugün Nusaybin’deki olayda fiili gerçekleştiren polis memuru, evrensel hukukun emrettiği şekilde bir soruşturma ve cezalandırmayla karşı karşıya kalsaydı, muhtemelen kamu görevlileri bir daha bu tarz bir eylemi gerçekleştirmeyeceklerdi. Bu da devletin bakış açısına göre ‘terörle mücadeleyi’ sekteye uğratabilir. Yani mantık aslında bu. Devletin bakış açısına göre burada bir mücadele var ve yaşananlar normaldir. Kürt sorunun çözümsüzlük, bu tarz hak ihlallerinin artarak devam etmesini sağlıyor."
 
BASIN EMEKÇİLERİNE DÜŞEN GÖREV
 
Sosyal medyanın bu tarz hak ihlallerini ortaya çıkarma konusunda önemli bir yere sahip olduğuna vurgu yapan Yılmaz, “Nusaybin örneğinde gördüğümüz gibi, bir yurttaş karşılaştığı bir hak ihlalini direk telefonu aracılığıyla bütün dünyaya duyurabilir. Ama Türkiye açısından şöyle bir durum söz konusu; Bu tarz paylaşımları yapan kişiler aslında cesur insanlar, çünkü kendileri de bir soruşturmaya tabi tutulabilir, bu paylaşımları yaptıkları için haklarında soruşturma başlatılabilir, hapis veya para cezası alabilirler. Evet teknoloji çok ileri bir boyutta ancak insanlar bu tarz durumlarda görüntü çekmeyi, haklı olarak çok cesaret edemiyorlar. Çünkü bir tweet attığı için bile hapis cezasına çarptırılan insanlar, yargı önüne çıkarılıyor. Şarkı paylaştığı hatta beğendiği için ceza soruşturmasına tabi tutulan insanlar var. Karşımızda hak ihlallerini sıfıra indirmek isteyen bir devlet mekanizması olmadığı için bu tarz durumlarda işin büyük çoğunluğu basın emekçilerine düşüyor” şeklinde konuştu.
 
‘CİDDİ REFLEKSLER GÖSTERİLMELİ’
 
İktidardaki mevcut siyasi partiyi destekleyen insanların bile bu tarz olayları kabul etmediğini, öfke duyduğunu söyleyen Yılmaz, “Ancak bunun kabul edilmediğinin yüksek sesle söylenilmesi, bu tarz olaylarda ciddi anlamda refleks gösterip tepki gösterilmesi gerekiyor. Belki bu şekilde bu tarz ihlallerin azalmasına ve son bulmasına ön ayak olabiliriz” diye ekledi.
(M.A)
 
Anahtar Kelimeler:
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Gündem Haberleri
Salgında Hasta Tutsakların Tedavileri Engellendi
Yüksel Direniş Çiçeği Nazan Bozkurt'tan Kısa Ve Net Bir Soru
Gezi 7 Yaşında: Ruhu Asla Tükenmez...

Gezi 7 Yaşında: Ruhu Asla Tükenmez...
Demokratik Alevi Dernekleri: Çorum Devlet Gözetiminde Yapılan Bir Katliamdır!
Ölüm Orucundaki Tutsak Avukatlarımız İçin İmza Kampanyası Devam Ediyor
HALKIN HUKUK BÜROSU AÇIKLAMA
Cezaevindeki İşkence 'Kaba Ve Yaralayıcı' Bulunduğu İçin Araştırılmadı
Diğer Başlıklar

Halkın Avukatları Ölüm Orucunda: Herkes Bir Şeyler Yapabilir
Salgında Hasta Tutsakların Tedavileri Engellendi
POLİS HER YERDE POLİS! DÖVEREK ÖLDÜRDÜLER...(VİDEO)
Yüksel Direniş Çiçeği Nazan Bozkurt'tan Kısa Ve Net Bir Soru
Gezi 7 Yaşında: Ruhu Asla Tükenmez...
Demokratik Alevi Dernekleri: Çorum Devlet Gözetiminde Yapılan Bir Katliamdır!
Halk Cephesi: Selanik Türkiye Konsolosluğu’na Ölüm Orucu Direnişleriyle Dayanışma Yürüyüşü Yapıldı
Ölüm Orucundaki Tutsak Avukatlarımız İçin İmza Kampanyası Devam Ediyor
HALKIN HUKUK BÜROSU AÇIKLAMA
Avrupa Grup Yorum Gönüllüleri: Adalet Nöbeti Devam Ediyor
yorumcahaber1.com
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(58 Online) 0,06ms