Bugün - 03 Haziran 2020 Çarşamba
İstanbul 27°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Siyaset Gündem Ekonomi Duyurular Sağlık Yaşam Özel Makaleler Kültür Spor Özel Haber Siyaset Diğer »
Haber Detayları

16 Mart Katliamı Kontrgerilla İşi: 42 Yıldır Aradığınız Adalete Ulaşılamıyor...

16 mart katliamı kontrgerilla

Gündem Haberi - 16 Mart 2020 Pazartesi - 09:55
16 mart katliamı kontrgerilla
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Üzerinden 42 yıl geçmesine rağmen sorumluların hesap vermediği ve ‘zamanaşımı’ kararı ile üzeri örtülen 16 Mart 1978’deki Beyazıt Katliamı, Türkiye tarihinin en kanlı sayfalarından.

O dönem kontrgerilla faaliyetleriyle bilinen emniyetin önde gelen isimlerinin yol vermesi ile faşistler tarafından sol görüşlü öğrencilerin üzerine bomba atıldı. Yüzlerce öğrencinin arasına atılan bomba ve ardından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucunda olay yerinde 5 kişi yaşamını yitirirken 2 öğrenci de sonradan hayatlarını kaybetti. 41 öğrenci ise yaralandı.

Türkiye’nin tek kontrgerilla davasıyla ilgili 20 Ekim 2008 tarihinde İstanbul 6. Ceza Mahkemesi zamanaşımı kararı verdi. Tarihin bir ironisi olarak bu zamanaşımı kararının verildiği gün, Türkiye tarihinin en büyük operasyonlarından biri olarak anılan ve AKP-FETÖ ortaklığının simgesi olan Ergenekon davası da başlıyordu. Zamanaşımı kararı, Mart 2010’da Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı.

HERKESİN BİLDİĞİ SIR

16 Mart Katliamı davası verilen takipsizlik kararına rağmen aslında kimin ne yaptığının çok net olduğu davalardan. İstanbul Üniversitesi öğrencileri polis-idare ve faşistlerle birlikte gerçekleştirilen saldırılara karşı o günlerde üniversitelerinde toplu şekilde girip çıkıyordu. 16 Mart günü de böyle bir gündü. Ancak bazı farklar göze çarpıyordu. Öğrencilerle her gün çıkış yapan polisler farklı görevlere gönderildiğinden onların yerine yeni bir ekip gelmişti.

YENİ GELEN EKİP

Yeni gelen ekibin başındaki isim ise daha sonra gazeteci Hrant Dink’in katledilmesinde de Trabzon Emniyet Müdürü sıfatıyla adı geçecek olan Komiser Reşat Altay vardı. Öğrenciler İstanbul Üniversitesi ana kapıdan çıkıp Eczacılık Fakültesi’nin önüne geldiğinde adı Zülküf İsot olan bir kişi ‘Kahrolsun komünistler’ diyerek bombayı öğrencilerin bulunduğu alana doğru fırlattı. Patlayan bombanın ardından öğrenciler bir de silahlarla tarandı. Gerek bombayı atan gerekse ateş edenlerin arkalarından gitmek isteyen polisler ise komiser Reşat Altay tarafından engellendi. Yaşanan saldırıda Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Murat Kurt isimli öğrenciler hayatını kaybederken 41 kişi de yaralandı.

OLAY SONRASI

Olayın ardından dönemin Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Orhan Çakıroğlu, o dönem Ülkü Ocakları'nda görevli Mehmet Gül, dönemin MHP İstanbul İl Başkanı Kazım Ayaydın ve Ahmet Hamdi Aksoy gözaltına alındı. 17 kişinin yargılandığı davada sadece Sıddık Polat isimli kişi 11 yıl ceza aldı ve cezası daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozuldu ve 1982 yılında beraat etti. Öğrencilere bombayı atan Zülküf İsot daha sonra katliamı kendisinin gerçekleştirdiğini ve polis aracıyla üniversiteye geldiğini ablasına anlattı. Zülküf İsot ise ülkücü arkadaşı Lütfi Aktı tarafından öldürüldü. Abla Remziye Aykol’un kardeşinin ölümünün ardından katliamla ilgili anlattığı birçok şeye ve katliamı gerçekleştirenlerin isimlerini vermesine rağmen zamanaşımı kararı verildi.

TARİHSEL ANLAMI

16 Mart katliamı birçok açıdan turnusol işlevine sahip. Katliam Türkiye’nin devlet yapılanmasına ilişkin şifrelerin açığa çıkması adına en kritik duraklardan biriydi. 16 Mart Katliamı; 1977 1 Mayıs’ı başta olmak üzere yurdun birçok yerinde meydana gelen, başını ülkü ocaklarından faşistlerle kontrgerilla destekli resmi güçlerin çektiği katliam ve provokasyon girişimlerinin devamı olma özelliğini taşıyor. Özellikle halkta derin bir korku ve pasifize olma durumu yaratmayı amaçlayan bu adımlarla birlikte, toplumun en geniş kesimlerine kadar ulaşan devrimci mücadele de sekteye uğratılmaya çalışılıyordu. Akabinde 24 Ocak 1980 kararlarında da göreceğimiz üzere piyasacı ekonominin sorunsuz biçimde hayata geçirilmesi, piyasacılığın sömürü politikalarına karşı çıkan solun etkisizleştirilmesiyle mümkün olacaktı.

AKP DÖNEMİNDE OLANLAR

16 Mart katliamı/Davası, AKP’nin yönelimlerini anlamak açısından da ilginç bir durak olma özelliğinde. Özellikle AKP-FETÖ ortaklığı ile yürütülen 2010 Anayasa referandumu sürecinde darbecilerle hesaplaşılacağı iddia edildi. Referandumda ‘evet’ kararının çıkması ile önü iyice açılan AKP bu dönemde 12 Eylülcülerle hesaplaşma adı altında sadece iki generale dava açtı. Dönemin Genelkurmay Başkanı, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya dışında kimsenin yer almadığı iddianamede 16 Mart katliamı darbeye giden süreçte kontrgerillanın darbeye zemin hazırlamak adına attığı adımlardan bir tanesi olarak tanımlandı. Lakin bu olaya ilişkin kimse hesap vermedi. Bu da AKP’nin bu konudaki göstermelik tavrının açık kanıtı olarak gösterildi.

BİR TANIKLIK…

-Fevzi Engin
(Akademisyen-Dönemin öğrencisi)

Bizler, faşist işgal nedeniyle derslere devam edemiyorduk. 1978 Şubat dönemi sınavlar bittikten sonra 1 Mart'ta ikinci dönem başlamış ve on gündür toplu olarak derslere girip çıkmaya başlamıştık. 16 Mart günü de derslerin bitiminde (saat 13:30) toplu olarak çıkarken bir gariplik var olduğunu sezdik. Daha önceleri Süleymaniye çıkışı denilen yan kapıdan çıkarılırken, çıkış için polisler tarafından merkez kapıya yönlendirildik. Giriş-çıkışlarda turnikelerden geçildiği için kapıda yığılma oluyordu. Bir grup arkadaşla yığılma azalsın diye biraz bekleyip geriye kaldık. Tam o sırada büyük bir patlama sesi duyuldu ve hepimiz yerlere yattık. Ardından seri silah sesleri ve taramalar. Daha sonra çığlıklar, bağırmalar. Dışarı çıktığımızda herkes kaçışıyor, yaralı arkadaşların yerde yattığını gördüm. Saadettin adlı arkadaşımızın yerde kanlar içinde yattığını gördüm. Yaralı arkadaşları hemen en yakınımızda olan Esnaf Hastanesi’ne götürdük. Benim bacağımda da hafif bir sıyrık vardı. Daha sonra olayın duyulmasıyla diğer üniversitedeki arkadaşlarla Süleymaniye’de toplandık ve ardından merkez binayı işgal ettik. Hepimizde kaybettiğimiz yedi arkadaşın hüznü vardı. Merkez binadaki işgalde ertesi gün ölen arkadaşlarımızın cenazelerini törenle ailelerine teslim etmek istiyorduk. Emniyet ve Valilik buna izin vermiyordu. Oluşturulan komitenin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı ile görüşmesi sonrası taleplerimiz kabul edildi. Ertesi gün Beyazıt'ta merkez bina önünde toplanarak Gülhane’deki morgdan arkadaşlarımızın cenazelerini alıp Sirkeci’ye kadar yürüdük. Ve cenazeleri ailelerine teslim ettik.

16 MART KATLİAMI DAVASI AVUKATI CEM ALPTEKİN: BU DAVA KONTRGERİLLANIN TARİHİDİR

>>16 Mart Katliamı ile ilgili 2008 yılında zamanaşımı kararı verildi. Bu katliamla ilgili artık hukuken atılacak adımlar bitmiş midir?

Bu katliamla ilgili hukukun atacağı adımlar (hem mevcut mevzuat hem de uygulama açısından) tabii ki bitmemiştir. Ancak müesses nizamın (hükümetlerden bağımsız işleyen) güdümlü yargısı, hukukun adaletten yana hüküm kurmasının önündeki en büyük tıkaç olduğu için, bu davayı 2008 yılında (benzeri çoğu davayı da) zamanaşımı gerekçesiyle kapatmıştır. Ancak yargının bu gerekçesi kesinlikle hukuki bir gerekçe değildir. Zira bu katliam siyasi saikle işlenmiş bir kontrgerilla eylemidir. Devlet içinde faaliyet gösteren NATO menşeili bu operasyonel suç örgütünün faaliyetleri devam ettiği sürece (ki, bugüne kadar bunun aksini gösteren hiçbir emare yoktur.) TCK.'nin zamanaşımını düzenleyen hükümleri uyarınca, bu örgütün işlediği mütemadi suçlarda temadi tamamlanmadan zamanaşımı da işlemeye başlamayacaktır. Biz bu davada işe önce, eyleminin niteliğini tartışmaya açarak başladık. Mahkemeye bu eylemin bir kontrgerilla eylemi olduğunu, sanıkların ifadelerinin buna göre alınması ve delillerin de buna göre toplanması gerektiğini kabul ettirdik. Bu suçun TCK.'de ayrıca ve açıkça tarif edildiğini gösterdik. Ardından da, bu suç örgütün faaliyetleri devam ettiği sürece zamanaşımının işlemesinin mümkün olmadığını ortaya koyduk. Hal böyleyken, bu tür davaları (zamanaşımı engelini aşmak adına da olsa), "insanlığa karşı işlenen suç” kategorisine sokma çabasının beyhude bir çaba olduğunu, bu çabanın esasen kontrgerilla yargılamalarının üstünü örtmekten başka bir işe yaramayacağını da dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Sonuç olarak, 16 Mart Katliamı Davası müesses nizamın yargı duvarında minik de olsa bir gedik açmayı başararak, hukuk tarihinde bir ilke de imza atmıştır.

>>AKP’nin en sık kullandığı argümanlardan biriydi. Geçmişteki katliamlarla hesaplaşmak… Bugün bir hukukçu olarak buna ne diyebilirsiniz?

Dediğim gibi, müesses nizamın kodları o nizama dahil olan tüm hükümetleri bağlar. 12 Eylül 1980 darbesine karşıymış gibi görünse de, kendisi de bu darbenin ürünü olan; üstelik o darbenin ideolojik hattı ile ekonomik politikalarının sıkı takipçisi ve uygulayıcısı olan AKP'nin, her daim müesses nizamın bekası için faaliyet gösteren kontrgerilla ve onun gerçekleştirdiği katliamlarla hesaplaşması mümkün müdür? Seçimle gelen siyasi iktidarların darbe karşıtlığı/demokrasi yandaşlığı bir algı yönetimi olarak bir süre işe yarasa da; bu söylemi sürekli tekzip eden somut icraatlar karşısında, bu söylem de sürdürülebilir bir yöntem değildir. Nitekim, biz bunu AKP'nin bir çok icraatında gördüğümüz gibi; 16 Mart Katliamı Davası’na karşı takındıkları tutumda ve bu davanın AİHM'e taşınan boyutunda, önceki hükümetlerin ayıplarını ve kusurlarını örten hukuk dışı savunmalarından da açıkça gördük. Konuya dair detaylı bilgileri Hukuk Defterleri dergisinin 20. sayısındaki yazımda bulabilirsiniz.

KONTRGERİLLA DAVAYLA YAKINDAN İLGİLENDİ

>>16 Mart katliamı davası ile kontrgerilla arasında sizce nasıl bir ilişki var. 2020 16 Mart’ında bunu nasıl yorumlarsınız?

Sanırım burada, 16 Mart katliamı ile kontrgerilla arasındaki bağlantıyı değil, 16 Mart Katliamı Davası ile kontrgerilla arasındaki bağlantıyı soruyor olmalısınız. Zira bu katliamla, kontrgerilla arasındaki bağlantı bidayette yargı önünde teknik olarak kurulmuş olup, bu süreç kamuoyunca da yakınen bilinmektedir. Ama bu davanın kontrgerilla ile ilgisi pek bilinmediğinden, bu sorunuz yerinde bir sorudur. Ancak ben bu konuda, (günümüzde hâlâ varsa, araştırmacı gazetecilerin heyecanını tetiklemek adına) yalnızca minik bir ipucu vermekle yetineyim: Günün birinde bu dava dosyası meraklılarınca tozlu arşivlerden indirilip incelendiğinde açıkça görüleceği üzere; kontrgerilla, kendisini ilk kez sanık sandalyesine oturtan bu dava ile doğal olarak çok yakından ilgilenmiştir… Bu dava dosyası, kontrgerillayı yargı önünde deşifre ettiği kadar; bu örgütün devlet kurumları, sözcüleri ve memurları üzerinden davaya olan yakın ilgisi ve davayı karartma faaliyetinin somut kanıtları ile de doludur.

Can Uğur/ BirGün

 
 
Anahtar Kelimeler:16, mart, katliamı, kontrgerilla,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Gündem Haberleri
Ankara Halk Cephesi Ölüm Orucu Direnişçileri Ebru Timtik Ve Aytaç Ünsal İçin Pankart Astı
Ölüm Orucundaki Halkın Tutsak Avukatlarına Seslenen Bu 1273 Kişi Direnişi Anlamıyorlar mı? Anlamazdan mı Geliyorlar!
GRUP YORUM KONSERİ KONUSUNDA İSTANBUL VALİLİĞİNİN YANILTICI AÇIKLAMASI

GRUP YORUM KONSERİ KONUSUNDA İSTANBUL VALİLİĞİNİN YANILTICI AÇIKLAMASI
VE GRUP YORUM MÜCADELELERLE VE DİRENİŞLERLE KONSER YASAKLARINI KALDIRTTI
Polis Hapishanede Hayatını Kaybeden Vefa Kartal’ın Cenazesini Kaçırıp Defnetti
Halkın Tutsak Avukatları Ölüm Orucuna Devam Ediyor #EbruveAytaçınSesiyiz
Halkımıza Çağrı: “Öldüler Yenilmediler Şehitliği”
Diğer Başlıklar

Halkın ve Haklının Sanatçıları: Nazım Hikmet ve Ahmed Arif
Ankara Halk Cephesi Ölüm Orucu Direnişçileri Ebru Timtik Ve Aytaç Ünsal İçin Pankart Astı
Ölüm Orucundaki Halkın Tutsak Avukatlarına Seslenen Bu 1273 Kişi Direnişi Anlamıyorlar mı? Anlamazdan mı Geliyorlar!
GRUP YORUM KONSERİ KONUSUNDA İSTANBUL VALİLİĞİNİN YANILTICI AÇIKLAMASI
Fransa’da Ölüm Orucu Direnişçileri İçin Yazılama
VE GRUP YORUM MÜCADELELERLE VE DİRENİŞLERLE KONSER YASAKLARINI KALDIRTTI
Polis Hapishanede Hayatını Kaybeden Vefa Kartal’ın Cenazesini Kaçırıp Defnetti
Halkın Tutsak Avukatları Ölüm Orucuna Devam Ediyor #EbruveAytaçınSesiyiz
Halkımıza Çağrı: “Öldüler Yenilmediler Şehitliği”
İbrahim Kaypakkaya Anmasına Katıldığı İçin Gözaltına Alınan Gence Polis Tehdidi: TEM'den Çıkamazsınız
yorumcahaber1.com
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(59 Online) 0,09ms