Bugün - 10 Nisan 2020 Cuma
İstanbul 27°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Siyaset Gündem Ekonomi Duyurular Sağlık Yaşam Özel Makaleler Kültür Spor Özel Haber Siyaset Diğer »
Haber Detayları

Halkın Hukuk Bürosu Açıklama: Mustafa Koçak'a Ağırlaştırılmış Müebbet Cezasına Tek Cümlelik, Gerekçesiz Tebliğname!  

açıklamalar halkın hukuk bürosu direnişler

Gündem Haberi - 08 Mart 2020 Pazar - 17:36
açıklamalar halkın hukuk bürosu direnişler
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

SORUYORUZ!!! Tebliğnamede yer alan aşağıdaki ifadelerin hangisi somut bir iddia niteliğinde olabilir?

 

MÜVEKKİLİMİZ MUSTAFA KOÇAK ADİL YARGILANMA TALEBİYLE

 

250 GÜNDÜR ÖLÜM ORUCUNDA!

 

YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ İVEDİLİKLE "MUSTAFA KOÇAK" DOSYASINI İNCELEMELİ

 

VE İSTANBUL 27. AĞIR CEZA MAHKEMESİ KARARINI BOZMALIDIR

 

Müvekkilimiz Mustafa Koçak hakkında sadece iftiracı tanık beyanlarından oluşturulan bir soruşturma kapsamında yol ortasından gözaltına alınmış ve 12 gün boyunca siyasi şube polisleri tarafından işkence görmüştür. Bu işkence süreci boyunca sürekli olarak itirafçı tanıklığa zorlanmış hatta abla ve kız kardeşine tecavüz etmekle tehdit edilmiştir. İşkenceyi engellemeye çalışan avukatlarla birlikte ilk defa bir soruşturma dosyasından 110 avukat kısıtlanmıştır. 4 Ekim 2017 tarihinde tutuklanmış ve 11 Temmuz 2019 tarihinde esas hakkındaki mütalaaya karşı savunması alınmadan, avukatlarının savunma için istediği süre talebi reddedilerek, lehine olan deliller toplanmadan, hakkında iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kararı verilmiştir.

 

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi sadece iki itirafçı tanık beyanıyla kısa sürede müvekkilimiz Mustafa Koçak'a hukuksuz bir şekilde iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermiştir. Beyanlarıyla mahkûmiyet hükmü verilen tanık Berk Ercan, toplamda 344 kişi hakkında ifade vermiş, bu ifadeleri ile 200'e yakın kişi hakkında adli işlem yapılmıştır. Berk Ercan'ın emniyette verdiği ifadeleri incelendiğinde bilgisinin kaynağının, bire bir tanık olmadığı, somut olmayan, polis ile işbirliği içinde kurgulanmış anlatımlardan ibaret olduğu görülmektedir. Öyle ki Berk Ercan kaldığı hapishaneden savcılığa mektup yazarak hapishane koşullarının kendini kötü etkilediğini, eğer kendisi ile görüşülüp, dinlenilirse söylecek başka şeylerinin olduğunu bildirerek tekrardan kaldığı hapishaneden emniyete getirilmiştir. Böylelikle "yeni olaylar" ve "yeni isimler" hatırlamış, bunlar tanık ifadesi olarak dosyalara eklenmiştir. Bu birileri hakkında ifade verme işlemi bu süreç içinde yaklaşık 7 kere daha gerçekleşmiş ve Berk Ercan kendini kurtarmak için polisin de yardımıyla insanlara iftira atmaktan geri durmamıştır.

 

Müvekkilimize ceza verilmesinde "hukuka uygundur" denilen deliller bu şekilde elde edilmiştir. Tanık Berk Ercan'ın müvekkilimiz için "Köftecide bana kendisi söyledi... Eylemde kullanılan silahı kendisi vermiş" şeklindeki kanıtlanmamış, uydurma beyanları nedeniyle Mustafa Koçak'a ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmiştir. Çamur at izi kalsın! Mahkeme hakikat için uğraşmamıştır; bir kamera kaydı, parmak izi, temin ettiği iddia edilen silaha dair her husus adli tıp kurumu tarafından da araştırılmış, müvekkilimiz aleyhine objektif tek bir delil bulunamamıştır. Tanık ifadesi yeterli görülmüştür.

 

Müvekkilimiz hakkında ifade veren bir diğer itirafçı tanık Cavit Yılmaz'dır. Polis-MİT-Savcı işbirliği ile işkence, tehditlerle Cavit Yılmaz ikinci bir itirafçı tanık olarak soruşturmaya dahil edilmiştir. Tanık Cavit Yılmaz, polis baskısı altında, işkence ve tehditlerle, yasadışı sorgu usulleri altında müvekkilimiz Mustafa Koçak hakkında ifade verdiğini, yalan beyanlarda bulunduğunu noter huzurunda hazırladığı bir mektupla mahkemeye bildirmiştir. Ancak mahkeme Cavit Yılmaz'ın özgür iradesiyle hazırladığı ve nasıl itirafçılaştırıldığını anlattığı beyanlarını görmezden gelmiştir. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi Cavit Yılmaz'ın gerçek beyanlarını değil gerçek dışı beyanlarını hükme esas almıştır. Bu şekilde müvekkilimiz Mustafa Koçak'a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını verilmiştir ve hiçbir aşamada adil bir yargılama süreci yürütülmemiştir.

 

Gerçek bir yargılama süreci yaşanmadı, müvekkilimiz hakkında "nasıl hızlı bir şekilde ceza veririz" diye göstermelik bir yargılama yapıldı. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi bir yana, müvekkil hakkında önce yalandan bir şüphe yaratıldı, sonra da bu şüpheden hüküm kuruldu.

 

 

 

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET CEZASINA TEK CÜMLELİK, GEREKÇESİZ

 

TEBLİĞNAME!

 

Müvekkilimiz hakkında verilen müebbet hapis cezası kararı istinaf mahkemesi tarafından gerekçesiz bir şekilde onanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise dosya hakkında hazırladığı tebliğname ile adaletsizlik zincirine yeni bir halka daha eklemektedir. Bu tebliğname tek cümleden oluşmuş ve hukuki gerekçelerden yoksundur.

 

SORUYORUZ!!! Tebliğnamede yer alan aşağıdaki ifadelerin hangisi somut bir iddia niteliğinde olabilir?

 

"Yargılama sürecindeki usul işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı..." yazıyor:

 

Usule uygunluk, işkence altında alınan ifadelerini özgür iradesiyle değiştirerek, gerçek beyanlarını hukuki yollardan mahkemeye ulaştıran tanığın beyanlarının mahkemece dikkate alınmaması mıdır?

 

Usule uygunluk, avukatının dosya esasına ilişkin savunma için süre talebini hiçbir gerekçe göstermeden reddederek hüküm kurmak mıdır?

 

Usule uygunluk, açık tanık olarak ifade veren kişilerin mahkeme huzurunda görüntüleri karartılarak, sesleri değiştirilmiş bir şekilde SEGBİS ile dinlenilmesi midir?

 

Usule uygunluk, müvekkilimiz hakkında tek bir lehe delil dikkate alınmadan tamamıyla aleyhe delil toplayabilmek için hiçbir talebi kabul etmemek, bunun için savunma hakkını kısıtlamak mıdır?

 

“...tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, değiştirmeksizin tartışıldığı.." söyleniyor:

 

Hukuka uygun delil toplamak, polis-MİT-savcı işbirliği ile organize şekilde baskı ve işkence altında alınmış tanık beyanları mıdır?

 

Peki delillerin tartışılması, gerçeklikten ve somutluktan yoksun belgesiz, kayıtsız yalan beyanların araştırılmadan, incelenmeden doğrudan hükme esas alınması mıdır?

 

CMK'nın 59. maddesine aykırı olarak tanıkların sözü mahkeme başkanı tarafından sürekli kesilmiş, çok açık olarak güdümlü sorularla tanıklar yönlendirilmiştir. Müvekkilimizin aleyhine bilgi vermesi için tanıklar adeta zorlanmışlardır.

 

"vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı," yazıyor tebliğnamede;

 

Müvekkilimiz Mustafa Koçak yargılama boyunca dinlenilmeden, avukatları tarafından savunulmasına izin verilmeden mahkeme nezdinde vicdani kanaatin oluştuğu söyleniyor. Mahkeme huzurunda tüm tarafları dinlemeden nasıl bir vicdani kanıya ulaşmıştır? Müvekkilimiz savunmasını tamamlayamadı!

 

"Tutarlı ve çelişmeyen veriler.."

 

Tanık Cavit Yılmaz'ın benim gerçek beyanım budur diye mahkeme huzuruna sunduğu ifadesinin görmezden gelinmesi midir?

 

İtirafçı tanıkların emniyetteki ifadeleri ile mahkeme huzurunda vermiş olduğu ifadeler arasında bariz farklılıklar vardır. Mahkeme bu çelişkilerin giderilmesi için ne yapmıştır? Hızlıca karar vermek üzerine dosya görülmüştür.

 

"...eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu" yazıyor:

 

Hangi eylemin hangi suç tipine uyduğu gerekçeli kararda hiçbir şekilde açıklanmamıştır. Ağırlaştırılmış müebbet gibi bir cezanın gerekçesiz olarak onanmasını talep etmek hangi kanunda öngörülmektedir?

 

"sanıklar ve müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler yerinde görülmediğinden" yazıyor.

 

Tebliğnamede, 49 sayfalık temyiz dilekçemizde ileri sürülen hangi neden tartışılıp, yerinde görülmemiştir?

 

İşte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi yukarıda sıraladığımız hukuktan yoksun, gerekçesiz bu ifadelerden ibarettir.

 

 

 

MÜVEKKİLİMİZ MUSTAFA KOÇAK'IN GÜNCEL SAĞLIK DURUMU ŞU ŞEKİLDEDİR

 

•      Ellerinin üzerinde karartı, sertleşme, deri incelemesi sebebiyle açık yaralar

 

•      Vücudunun birçok yerinde kahverengi/ alacalı lekelenmeler

 

•      Burnunun üzerinde kılcal damar sebebiyle oluşan, göz çukuruna doğru yayılmaya başlayan bölgesel kanamadan oluştuğu düşünülen morartılar

 

•      Dudak kenarlarında ve ağız içinde yaralar

 

•      Ayakta ve bacakta kasılmalar

 

•      Yüzünde ve bacaklarda ödem oluşumu

 

•      Sol kulakta işitme kaybı

 

•      Konuşma yetisinde zorlanma/ ağırlaşma

 

•      Görme yetisinde bulanıklık

 

•      ishal ve yoğun gaz oluşumu

 

•      Karın boşluğunda ağrı, midede şişlik

 

•      2 cm çapında kuyruk sokumuna doğru yatak yarası

 

•      Uykusuzluk (günde 2-3 saat uyuyabilmektedir)

 

•      Bitkinlik ve baş dönmesi

 

•      Kas erimesi sebebi ile yürümekte zorluk sebebi ile tekerlekli sandalye kullanımı zorunluluğu tespit edilmiştir.

 

Müvekkilimiz Mustafa Koçak'ın ölüm orucu eyleminden ve bu süreçte hapishanede kalmasından kaynaklı olarak sağlık durumunun kritik günlerde olduğu gözle görülür haldedir. 30'lu kilolara varan zayıflamadan sonra derisi oldukça incelmiş, kemik çıkıntıları oluşmuştur. Hapishane ortamı sağlığını hızlı ve kötü şekilde etkilemektedir.

 

 

 

YARGITAY İNCELEMESİ SONUCU BEKLENMEKSİZİN, MUSTAFA KOÇAK'IN DERHAL TAHLİYE EDİLMESİ ZORUNLULUKTUR

 

ULUSLARARASI BİLDİRGELER VE İÇ HUKUK YÖNÜNDEN TAHLİYE KOŞULLARI OLUŞMUŞTUR

 

Yasa ve etik ilişki üzerine Dünya Tabipler Birliği Bildirgesinde; "yasa tıp etiği ile çelişki içindeyse, hekimler yasayı değiştirmek için çalışmalıdır. Bu çelişkinin var olduğu koşullarda, etik sorumluluklar yasal gerekliliklerin yerini alır." denilmektedir.

 

Açlık grevi eylemleriyle ilgili DTB Malta Bildirgesi'nin ilkelerinden olan Etik Davranma ve Özerkliğe Saygı ilkeleri gereği; üstlenmiş oldukları rol ne olursa olsun hekimler tutuklu kişilere zor kullanılmasını ve bu kişilere kötü davranılmasını önlemeye çalışmalı, böyle durumların gerçeklemesi halinde ise protesto etmelidir. Ayrıca özerkliğe saygı kapsamında; tehdit, akran baskısı ya da zorlamayla alınmış kararlar ahlaki açıdan yaptırım gücü taşımaz. Bilinçli veya gönüllülük temelindeki bir redde karşı zorla beslenme uygulanması, bu yönde talimat verilmesi ya da buna yardımcı olunması kabul edilemez.

 

DTB Malta Bildirgesi’nde “Karara verme yeterliliği olan bir açlık grevcisinin kendi isteğine aykırı olarak enteral ya da parenteral beslenmesine yönelik her tür müdahale "zorla besleme " sayılır. Zorla besleme etik açısından hiçbir zaman kabul edilemez. Kişinin yararı gözet ilse bile, tehdit, zorlama, güç, ya da fiziksel kısıtlamalar eşliğinde uygulanan besleme, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamelenin bir biçimidir." şeklindedir.

 

DTB Tokyo Bildirgesi ve hekimlerin bağımsızlığı ve mesleki özgürlük bildirgesi, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir biçimde, doktorların, başkalarının çıkarları ne olursa olsun, hastanın iradesine uygun şekilde ve çıkarları doğrultusunda davranmak için özgür olmakta ısrarcı olmaları gerektiğini ifade etmektedir.

 

Mustafa Koçak'ın sağlık durumu gün geçtikçe kötüleşmekte ve hayati risk taşımaktadır. Müvekkilimiz için tutukluluk halinin devamı, her geçen gün ölüme yaklaşması anlamını taşıyor. Gerek uluslararası sorumluluklarımız gerekse de adalet inancımız gereği Mustafa Koçak'ın yaşamasını sağlamak her birimizin sorumluluğudur.

 

MÜVEKKİLİMİZ MUSTAFA KOÇAK DERHAL TAHLİYE EDİLMELİDİR!

 

SAĞLIK KOŞULLARININ HAPİSHANEDE KALMASINA ELVERİŞLİ DEĞİLDİR!

 

ADİL YARGILANMA TALEPLERİ İVEDİLİKLE KABUL EDİLMELİDİR!

 

HALKIN HUKUK BÜROSU
 
Anahtar Kelimeler:açıklamalar, halkın, hukuk, bürosu, direnişler,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Gündem Haberleri
Hatay Halk Cepheliler Helin Bölek İçin Yazılama Yaptı
Aileler İHD'ye ulaştı: Silivri'de 2 tutuklunun testi pozitif çıktı
Mustafa Koçak'ın Durumuyla İlgili CİSST Olarak Hazırlanan Basın Metni

Mustafa Koçak'ın Durumuyla İlgili CİSST Olarak Hazırlanan Basın Metni
Tutsak Avukatların Kaleminden: Şubat Ayı Hukuk Haberleri Derlemesi - Av. Ebru TİMTİK
'Çocuklarımız aç, nasıl evde kalalım' diyen yurttaşa ahlaksız cevap: 'Geber'
GRUP YORUM: SÜLEYMAN SOYLU'YA İLİŞKİN AÇIKLAMAMIZDIR!
Şakran Çocuk Hapishanesi’nde intihar iddiası: Vücudunda morluklar var
Diğer Başlıklar

Ölüm Orucunun 297. Gününde Olan İbrahim'den Ölüm Orucuna Başlayan Halkın Avukatlarına Destek Videosu
Hatay Halk Cepheliler Helin Bölek İçin Yazılama Yaptı
Nrw Halk Cephesi: Halkın Avukatlarıyla İlgili Açıklama
Aileler İHD'ye ulaştı: Silivri'de 2 tutuklunun testi pozitif çıktı
Mustafa Koçak'ın Durumuyla İlgili CİSST Olarak Hazırlanan Basın Metni
Yunanistan Hapishanelerindeki Özgür Tutsaklar : Halkımızın Gelini Helin Bölek Ölümsüzdür
Tutsak Avukatların Kaleminden: Şubat Ayı Hukuk Haberleri Derlemesi - Av. Ebru TİMTİK
'Çocuklarımız aç, nasıl evde kalalım' diyen yurttaşa ahlaksız cevap: 'Geber'
FİLİSTİN HALK KURTULUŞ CEPHESİ'NDEN HELİN BÖLEK MESAJI
GRUP YORUM: SÜLEYMAN SOYLU'YA İLİŞKİN AÇIKLAMAMIZDIR!
yorumcahaber1.com
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(82 Online) 0,05ms