Bugün - 07 Aralık 2019 Cumartesi
İstanbul 27°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Siyaset Gündem Ekonomi Duyurular Sağlık Yaşam Özel Makaleler Kültür Spor Özel Haber Siyaset Diğer »
Haber Detayları

Mültecilerin yaşamına kastedenler cesetleri soyuyor

MÜLTECİLER VAN BAROSU

Gündem Haberi - 02 Aralık 2019 Pazartesi - 10:08
MÜLTECİLER VAN BAROSU
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Van Barosu Göç ve İltica Komisyonu Üyesi Avukat Mahmut Kaçan, "Mültecilerin yaşamlarına kasteden bazı kişiler 'ceset soyuculuğu' yapıyor. Soğuktan donan mülteciler ya öldükten sonra ya da daha yaşarken soyuldukları, elbiselerinin, ayakkabılarının, kimlik ve paralarının alındığını tespit ettik" dedi.

Mültecilerin sığındığı kentlerin başında gelen Van’a her yıl binlerce giriş yapılıyor. Afganistan, Pakistan ve İran başta olmak üzere birçok ülkeden binlerce göçmenin geldiği kent, aynı zamanda mülteci mezarlığıdır. Valilik kayıtlarına göre, 2019 yılının 8 ayında 25 bine yakın mültecinin kente giriş yapmak isterken sınırlarda yakalandı. Yıl içerisinde yüzden fazla mülteci ölümü kayıtlara geçti. Geçen ilkbaharda karların erimesiyle birlikte Özalp, Saray ve Çaldıran ilçe sınırları içerisinde yaklaşık 50 mültecinin cenazesi bulundu. Yine kent merkezinde yıl içerisinde yaşanan kazalarda da 50'den fazla kişi yaşamını yitirdi. En son 18 Temmuz’da Özalp'ta bir minibüsün devrilmesi sonucu 17 mülteci hayatını kaybetmişti.

İNSANİ OLMAYAN KOŞULLAR

Van Barosu yıl içerisinde yaptığı incelemede Başkale sınırında 25, Çaldıran ilçesinde ise 15 mültecinin cenazesine ulaşmıştı. Kentte ulaşabilen göçmenler ise adeta insani olmayan ortamlarda yaşıyor. Başvuruları kabul edilmeyen göçmenler Göç İdaresi'ne bağlı Geri Gönderme Merkezleri'nde tutulurken, başvuruları kabul edilen mülteciler ise başta otogar olmak üzere, konteynır, çadır ve yıkık dökük evlerde barınıyor.

Baronun Göç ve İltica Komisyonu'ndan Avukat Mahmut Kaçan, yıl içerisinde yaptıkları incelemeleri, Türkiye'nin göçmen politikası ve göçmenlerin hukuki hakları ve neler yapılması gerektiğine ilişkin değerlendirmede bulundu. Sınır kenti olması nedeniyle özellikle Suriye savaşından önce en çok mültecinin geldiği kentin Van olduğunu hatırlatan Kaçan, hatta o dönem Birleşmiş Milletler Ofisi'nin bile kentte açıldığını söyledi. Mültecilerin Türkiye'ye girişlerinde ilk temas ettikleri kentin Van olduğunu sözlerine ekleyen Kaçan, kurdukları Göç ve İltica Komisyonu ile mültecilere hukuki destek verdiklerini kaydetti.

'VAN'DA DONMAKTAN KURTULANLAR EGE'DE BOĞULUYORLAR'

Mülteci ve göçmenlerin hassas ve kırılgan bir grup olduğunu, bu kırılganlığın sınır ötesinden başlayıp geldikleri kentlerde de devam ettiğini anlatan Kaçan, "Mülteciler yol güzergahında çok büyük hak ihlallerine uğruyorlar. Geçtikleri ülkelerin erişilebilir ve şeffaf bir sığınma prosedürü olmadığı için bu insanlar endüstriye dönmüş insan kaçakçılarının avına düşüyor. Bu insanların büyük bir bölümü yaşadıkları mağduriyetler bu yolla ikiye katlanıyor. Mesela bu yıl iklim şartları nedeniyle çok sayıda insan hayatını kaybetti. Soğuktan donan bu insanların cesetleri kar eridikten sonra ortaya çıktı. Hatta gidip inceleme yaptığımızda birçok cesedin vahşi hayvanlar tarafından yenildiğini gördük. Bir şekilde Van'a gelmeyi başarmış kişiler sığınma amacıyla başvurduklarında başvurularının kabul edilmediğini söylüyorlar. Özellikle bir yıldır göç idaresine başvuranların kayıtları alınmıyor. Kayıt yapılmayınca da bu insanlar uluslararası korumadan faydalanamıyor ve her an sınır dışı edilme riski yaşıyorlar. Onlar da başka bir yolla Avrupa ülkelerine geçmek zorunda kalıyorlar. Yani Van sınırında donmaktan kurtulanlar maalesef bu kez EGE Denizi’nde boğuluyor" dedi.

'CESET SOYUCULAR TÜREDİ'

Bu süreç içerisinde mültecilerle ilgili önemli tespitler elde ettiklerini ifade eden Kaçan, özellikle donarak yaşamını yitiren mültecilerin üzerinde elbise bulunmamasını şöyle değerlendirdi: "İnsan kaçakçılığı ile uğraşan ve istismar eden bazı kişiler mültecilerin büyük bir bölümünü rehin alıyor. Hatta cesetlerdeki elbiselerin alınmasına varan bir duruma götürüyor. Sınırda karların altında cesetleri çıkan mültecilerin üzerinde ince kıyafetler vardı. Mülteciler o iklim koşullarında böyle bir kıyafetle yolculuk edilemeyeceğini bilir. Biz ilk başta 'iklimimizi bilmedikleri için böyle giyiniyorlar' diyorduk. Ama sonradan yaptığımız araştırmalarda öğrendik ki, mültecilerin yaşamlarına kasteden bu kişilerin aynı zamanda birer ‘ceset soyucuları’ olduğu ortaya çıktı. Donan bu mültecilerin ya öldükten sonra ya da daha yaşarken soyuldukları, elbiselerinin, ayakkabılarının, kimlik ve paralarının alındığını tespit ettik."

'DEHŞET VERİCİ DURUMLAR YAŞANIYOR'

Mültecilerin yaşamlarını yitirmesiyle ilgili Türkiye'de ciddi bir soruşturmaların yürütülmediğini vurgulayan Kaçan, "Donarak hayatlarına kaybeden ya da kazayla ölen mülteciler için ciddi bir çalışma ve kavuşturma süreci işlemiyor. Kimlikleri tespit edilenler ülkelerin konsolosluklarına, kimlikleri belirlenemeyenler ise kimsesizler mezarlığına defnediliyor ve bu süreç kapanıyor. Türkiye'de öncelikle iltica prosedürünün şeffaf olması gerekiyor. Kişiler ülkeye giriş yaparken Göç İdaresi'ne erişimlerinin kolay olması gerekiyor. Van'daki donmaya bağlı ölümler genelde bir iki noktada oluyor. Bu alanların denetlenmesi, gelen insanlara uluslararası hukukun belirlediği şekilde muamele edilmesi gerekiyor. Yani o sınırlarda dehşet verici durumlar yaşanıyor ama insan ölümlerinin olmaması için bir önlem de alınmıyor" dedi.

‘HÜKÜMETİN ELİNDE BİR SİLAH OLMAMALI'

Türkiye'de mülteci meselesinin iktidarın içerde krizlerinin üzerini örtmesi dışarıda da diplomatik bir araç olarak kullanıldığına dikkati çeken Kaçan, şöyle devam etti: "Mülteci meselesi bir iktidarın kullanacağı bir silah olmamalıdır. Maalesef Türkiye'nin bu mülteci politikasına ilişkin herkes sessiz. Ne zaman mülteci meselesi çıksa ya da Avrupa ülkelerinden birine çatışılsa mültecilerle ilgili parasal meseleler ortaya atılıyor ve maalesef Avrupa kurumları da buna sessiz kalıyorlar. Türkiye'deki mülteciler hukuka uygun korunuyor mu? sorusuna verilecek yanıt hayırdır! Özellikle son günlerde İstanbul'da toplanan mülteciler sınır merkezlerindeki illerin geri gönderme merkezlerine götürülerek buradan ülkelerine gönderiliyorlar. Bu büyük bir hukuksuzluk ama kimse buna karşı bir ses çıkarmıyor. Sanki mültecilerle ilgili tüm kurumların Türkiye ile sessiz bir anlaşmaları var. Eskiden mülteciye dönük bir durum olduğunda herkes ayağa kalkıyordu ama son bir kaç yıldır kitlesel sınır dışı edilmeler olduğu halde herkes sessizlik içerisinde."

KRİZDEN MÜLTECİLER SORUMLU DEĞİL

Mültecilere yönelik ırkçı ve nefret söyleminin en üst boyuta çıktığını sözlerine ekleyen Kaçan, bu ırkçı söylemlerden etkilenerek hemen harekete geçen büyük bir kesimin olduğunu anımsattı. Kaçan, "Mültecileri saldıran bu kişiler, yaşadıkları her türlü siyasal, ekonomik probleme sanki iktidar neden olmuyor da mülteciler neden oluyor gibi yaklaşıyorlar. Mültecilere ait evlerin yakılması, linç edilmeleri sıradan insanların tasarladığı şeyler değil. Bir kentte bir anda herkesin mültecilere karşı örgütlenmesi tesadüf olabilir mi? Toplumun bu konuda eğitilmesi gerekiyor. Türkiye'de yaşanan sorunların kaynağı mülteciler değil ki? Yani Van'daki durum diğer kentlerden çok farklı. Van'da mültecileri yönelik bir dayanışma kültürü var. Yani en azından ırkçı ayrımcı bir durum yok. Bu nedenle ekonomik olarak kötü olsalar bile ırkçılığa maruz kalmıyorlar bazen bu bile bir teselli durumu" diye konuştu.

MA / Adnan Bilen / Özlem Yayan

 
Anahtar Kelimeler:MÜLTECİLER, VAN, BAROSU,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Gündem Haberleri
Adalet Bakanı’na Tahir Elçi cinayeti soruları: Fuat Tan adlı polis memurunun ifadesi neden alınmıyor?
57 gündür cenazesi verilmeyen Gazeteci Erdemci'nin durumu Meclis'e taşındı
Kezban Ana Direnişinin 496. Gününde

Kezban Ana Direnişinin 496. Gününde
Dev-Gençliler Sarıyer Sokaklarına Grup Yorum ’un Açlık Grevi Direnişini Şablonlarla İşledi
Dev-Gençliler Üniversitelerde Mustafa Koçak’ın Direnişini Kitle Çalışmalarıyla Anlatıyor
Paris Direnişçileri Olarak Fransız Emekçileriyleydik
Şenyaşarların ölümüne ilişkin iddianame 18 ay sonra hazırlandı: Olay değil aile soruşturuldu
Diğer Başlıklar

Ankara TAYAD’lı Aileler Mustafa Koçak İçin 35 Gündür Açlık Grevinde
Adalet Bakanı’na Tahir Elçi cinayeti soruları: Fuat Tan adlı polis memurunun ifadesi neden alınmıyor?
Grup Yorum Gönüllüleri Uzun Yürüyüş'ün 7. Gününde Hamburg'da
57 gündür cenazesi verilmeyen Gazeteci Erdemci'nin durumu Meclis'e taşındı
Nancy’de Destek Açlık Grevi Başladı
Kezban Ana Direnişinin 496. Gününde
Nancy'de Direnişin Sesi Alanlardaydı
Yalanı kanıtlayan rapor: Morales seçimleri fark atarak kazandı...
Dev-Gençliler Sarıyer Sokaklarına Grup Yorum ’un Açlık Grevi Direnişini Şablonlarla İşledi
Dev-Gençliler Üniversitelerde Mustafa Koçak’ın Direnişini Kitle Çalışmalarıyla Anlatıyor
yorumcahaber1.com
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(67 Online) 0,09ms