Bugün - 06 Aralık 2019 Cuma
İstanbul 27°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Siyaset Gündem Ekonomi Duyurular Sağlık Yaşam Özel Makaleler Kültür Spor Özel Haber Siyaset Diğer »
Haber Detayları

Süleyman Ayanoğlu'nun Twıtterdeki Açıklamasıdır: Türkiye'den Neden Ayrıldım ? 

SÜLEYMAN AYANOĞLU BASKI TÜRKİYE CEZAEVİ

Gündem Haberi - 21 Ekim 2019 Pazartesi - 08:12
SÜLEYMAN AYANOĞLU BASKI TÜRKİYE CEZAEVİ
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Türkiye Cumhuriyeti Devletini terk ettim!) Veda tadında… Kıymetli arkadaşlarım, takip edenler etmeyenler sevenler sevmeyenlerim! Teknik sebeplerden dolayı hesabım sıkıntıda. Ansızın ulaşıma kapanabilir. En iyisi son bir veda yazısı yazıp kontrollü bir şekilde yapayım dedim.Hakkımda kesinleşen cezadan sonra yaşadığım tecrübeler sebebiyle bir gün dahi özgürlüğümden feda etmemem gerektiğine karar verdim ve ülkeyi terk ettim. Şimdilik ara istasyon Yunanistan’dayım. Belli hedeflerimiz var. Yarın neyi getirir bilemiyorum. Bilenler affetsin, bilmeyenler için kısa bir tekrar yapacağım: 15 Temmuz öncesi kaybettiğim bir Savunma Sanayii ihalesinde kazanan kişinin sahte belgelerle ihaleye başvurduğunu öğrenince şikayetçi oldum. İhale iptal edildi, şahıs ceza aldı. Kısa bir süre sonra, 15 temmuz gerçekleşti ve sıkı AKP yandaşı olan şahıs bozuk bir Türkçe ile yazılmış mektupla fetöcü olduğum gerekçesiyle ihbarda bulundu.

Ben bunu sabaha karşı evim basılınca farkettim. Evde un paketleri dahil yerlere saçılarak arama yapıldı, hatıra olarak sakladığım ilk cep telefonum olan ASELSAN 1919 marka telefonum dahil tüm elektronik materyale el konuldu. (Hiçbirini hâlâ geri alamadım) Emniyette aralıksız sokak tipi lamba ile aydınlatılan iki kişilik bir odada ortalama 10 kişi kaldık. Beş gün ailem ve avukatımla görüştürülmedim.

Beş günün sonunda ilk görüştürdükleri baro avukatı bana “Devlete yardımcı ol bizimle çalış savcılık sorgusundan sonra serbest kalacaksın” dedi. Terör müdürünün de katıldığı! avukat görüşmemizde çirkin pazarlıklar yapıldı.

Terör müdürü bana ellerindeki deliller ışiğında! hakkımda beni ömür boyu hapiste çürütmeye yeten deliller olduğunu eğer itirafçı olmazsam yanacağımı söyledi. Nedir o deliller dedim, ihbar mektubu varmış! Okumak istiyorum dedim, bana vermedi kendisi okudu. Hiçbir şey anlamadığımı söyledim.

Yaklaşık 4-5 defa daha okudu ve “senin fethullahçı olduğunu anlatmaya çalışmış” dedi. Müdüre ne anlatmaya çalıştığı belli olmayan bir mektup yüzünden beni burada tutamazsınız dedim, telefon görüşme kayıtları varmış! İşim gereği Emniyet, TSK, Jandarma ve ASELSAN, HAVELSAN gibi şirketlerle yüklenici/alt yüklenici olarak çok sayıda iş yaptım.

Bu süreçte sabit/cep telefonumdan yaptığım aramalar, askeri sabit ve personelin cep telefonundan bana yapılan aramaların üşenmemiş dökümünü çıkarmışlar klasörler dolusu. Ancak kiminle ne konuştum yok. Bunlar delilmiş!

Müdür bana “sana mahrem imamlık çok yakışıyor gel itirafçı ol arka kapıdan salayım seni” dedim. Baktım benimle dalga geçiyor ben de dalga geçmeye karar verdim. “Esnaf imamı olmak istiyorum” dedim. Teklifim beğenilmedi.

Dedim ki, diyelim kabul ettim ben cemaatçi asker polis tanımam ki nasıl olacak bu iş? Müdür bana isim listesini kendilerinin vereceklerini söyledi. Başta cazip geldi açıkçası. Arka kapıdan “salacaklardı” beni. Ama benim yüzümden onlarca kişinin hayatı kararacaktı. Kabul etmedim. Günde bir öğün yemek, on öğün dayak yediğimiz hücreme geri döndüm.

Çıkarıldığım ilk duruşmada tutuklandım. Savcılık birçok yere yazışma yapmış. Bylock, zaman gazete aboneliği, cemaat dershane/okul bağlantısı vb hiçbiri yok. Ancak benim DİGİTÜRK abonesi olduğum tarihe savcı kafayı taktı. Cemaatçilerin Abonelik iptal ettirdikleri tarihte ben niye abone olmuşum?

Ne bileyim kardeşim kampanya vardı ucuzdu oldum. Neymiş ben mahrem imam olduğum için kendimi gizlemek için bunu yapmışım. Heyete ben ve avukatım şunu sorduk ben nasıl bir mahrem imamım ki kendi cep telefonumdan asker, polis, ASELSAN, HAVELSAN çalışanı herkesi arıyorum, onlar da beni arıyor. Böyle aleni mahrem imam mı olur?

Sonra dosyama gizlilik koydular içeriğine ulaşamadık. Cezaevi sürecinde cezam örgüt üyesi olarak kesinleşti. Çoğunluğun aksine 7/3 verdiler. Bir müddet sonra tahliye oldum. Biraz geriye gidecek olursak, emniyet sorgusunda ağır işkenceye maruz kaldım. Şimdi bile elini kaldıran olsa kafamı sakınıyorum. Bana ve aile efradıma tayyibin dindar! polisleri tarafından ağır hakaretler edildi.

17/25’ten sonra sokaktan topladıkları it-kopuğu polis yapmalarının bir sonucu bu. O polislere sesleniyorum: insanları sevmediğiniz gibi birbirinizi de sevmiyorsunuz. Bize ettiğiniz küfürlerin iki katını birbirinize arkanızdan ettiğinize defalarca şahit oldum.

Bir komiser yardımcısını arkasından verdiği her talimattan sonra “demiryolundaki taşeron işçiyi başımıza komiser yapan Süleyman Soylunun kelini sikeyim” diye küfür edildiğine onlarca kez şahit oldum.

Bana eziyet edenlerin hepsinin ismini biliyorum. Facebook üzerinden hepinize ulaştım. Siyasi içerikli tüm mesajlarınızı, nefret ve hakaret içerikli tüm paylaşımlarınızı kaydettim. Ben yapamasam bile torunlarım torunlarınızdan hesap soracak! Hepiniz aptalsınız. Bu hep böyle devam edecek diye o kadar kontrolsüz konuşuyorsunuz ki! Devam edin!

Ben cezaevinde iken Gestapo şefi Süleyman soylu kurumlara yazı göndermiş. Birinci dereceden akrabaları fetöden işlem görenlerin isim listesini istemiş. Kısa süre sonra içişleri Bakanlığına bağlı bir kurumda personel müdürü olan eşim ihraç edildi.

Takip eden süreçte Tıp fakültesini bitiren kızımın güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek ataması yapılmadı. Önce ülkeyi o terk etti, arkasından kaymakamlık – idari hakimlik sınavına hazırlanan oğlum.

Kafamda şu anda yüzlerce tilki dolaşıyor ve hiç birinin kuyruğu birbirine değmiyor. Anlam ve anlatım bozukluğu olabilir okuyanlar affetsin lütfen. Kafamı toparlayamıyorum. Emniyetteki süreçten sonra tutuklanıp cezaevine gönderilince derin bir oh çektim. Zulümden beslenen sözde polislerden kurtulmuştum en azından karar kesinleşene kadar yaklaşık on ay sivillerle aynı koğuşta kaldım.

Yatak başına 3 tutuklu düşüyordu. Koğuş arkadaşlarım ağırlıklı gülen cemaati mensubu olmakla beraber benim gibi muhalif veya AKP’nin kuyruğuna basmış olup aynı torbaya konan kişilerdi. Cematçi kişilerden özellikle üniversite yıllarında pasif duruşlarından dolayı hazzetmez uzak dururdum. Tutukevinde daha yakından tanıma imkanım oldu. İçlerinde çok kıymetli insanlar var arkadaşlık kurduğum ama cemaat üyesi olma dışında hiç bir vasfı olmayanlar da. İki dakikada çözüyorsunuz zaten bunu.

15 temmuz sonrası az da olsa darbeyi cemaat yaptı hissine kapılmıştım ama içerideki insanlarla tanışınca böyle düşündüğüm için utandım. Hani siyasal islamcılar dünyayı ele geçireceğiz islamı hakim kılacağız filan diye motive olurlar ya, gördüğüm kadarıyla cemaatçilerde bu yok. Toplum yararına çalışan ve kar amacı gütmeyen bir dernek gibi çalışıyorlar.

Emniyette gözaltında hücreye gelen giden askerler oluyordu. Hüküm kesinleştikten sonra yaklaşık 3 ay kadar daha cezaevinde kaldım. Karar kesinleşinceye kadar birkaç kez koğuşum ve defalarca koğuş arkadaşlarım değişmişti ama hep sivildi. Kesinleştikten sonra geçtiğim koğuş karışıktı. Asker, polis, yargıç, akademisyen her gruptan insan vardı.

Burada kader arkadaşlığı yaptığım insanların hikayelerini kısaca anlatmak isterdim ama onaylarını almadan uygun olmaz. Şunu söylemeden de edemeyeceğim, yurtdışında yüksek lisans yapmış yurtiçi yüksek lisans, doktoralı, 3-4 dil konuşabilme becerisine sahip askerleri hapse atmanın memlekete neler kaybettirdiğini anlamak için ülkenin bir felakete mi sürüklenmesi gerekiyor?

Tahliye olduktan sonra mahkemenin koyduğu varlıklarıma tedbir kararını kaldırtmak için uğraştım uzun süre. Bir proje için çektiğim kredi, proje teslimi sonrası hakedişim haksız yere ödenmediği için beni sıkıntıya sokmuştu. Tedbir kaldırıldığında satabildiğimizi satıp banka borcunu kapattım. Eşim bu süreçte kendi arabasına ihtiyacımız olmadığını söyledi ve aracını sattı. Noterden çıktıktan 5 dk sonra noterdeki görevli arayıp evrağınız eksik geri gelmeniz gerekiyor demiş. Yakalaması olduğunu anladık ve eşimi saklamaya başladım.

Paraya çevirebildiklerim yeter deyip ben de eşimin yanında kalmaya başladım. Kararım kesinleşince benim için de yakalama kararı çıkarıldı. Tam saklanma pozisyonuna geçtim.Bu arada söylemeyi unuttum beni ihbar eden kişi ben tutukluyken trafik kazası geçirdi ve cesedi tanınmayacak halde asfalta yapıştı. Hiç de üzülmedim!

Saklanmak çok zorlu bir süreç ama hapisten iyidir deyip katlandık. Yaşı 90’a yaklaşmış olan anacığımı kaybettiğimizde son anlarında yanında bulunamamanın ve cenazesine katılamamanın acısı hâlâ yüreğimde bir kor gibi yanıyor.

Tarzım değil ama “Suçun yoksa neden kaçıyorsun?” diyenlere cevap vermek istiyorum: Suçlu olsaydım mesela; 40 erkek çocuğuna tecavüz etseydim, devleti milyar dolar dolandırsaydım, karakola girip polis bıçaklasaydım gibi gibi kaçmama gerek kalmazdı. Çünkü bunların cezası yok.

Terör müdürünün beş defa okuyup anlamadığı bir mektupla ailece felaket yaşadık bu saçma ülkede. Anladınız mı şimdi niye kaçtığımı.

Ki ben buna kaçma değil kendimizi muhafaza etme diyorum. Saklandığımız süreçte ülkeden çıkış yollarını araştırdık ve zor da olsa Bir şekilde Yunanistan’a geçmeyi başardık.Karşı tarafa geçince ülkeme doğru baktım ve o an neler geçti içimden, ne fırtınalar koptu yüreğimde anlatamam. Bu böyle olmamalıydı dedim. Çok üzücü çok…

Ama bu koşullarda kalmanın da bir anlamı yoktu. Bir suç örgütü tarafından yönetilen ülkede masumların hapsedilmesinden daha doğal ne olabilirdi ki? Bizi yakından tanıyan ve yaşadıklarımızı kitap haline getirmemizi isteyen dostlar var. İnanın o kadar acılar, yaşanmışlıklar var ki bizimki devede kulak bile değil. O insanlar anılarını yazsa, bizimki Cin Ali serisi hükmünde kalır.

Son olarak şunu söylemek istiyorum; evimi basıp arama yapan polisler… gözaltında bana işkence yapan, masumlara iftira atmam için çirkin pazarlık yapan polisler ve baro avukatı… beni yargılayan heyet, ceza ve tutukevinde bize kötü davranan müdürden gardiyana herkes…Birkaçınız hariç hepinizin gerçek kimliğini biliyorum. Meydanlarda tayyip posteriyle, üç hilal bayrağıyla çekilip “ne kaparım” diye facebook, twitter, instagram vb sosyal medyada paylaştığınız her resim ve yazı kayıt altında.

Devlet memuru olmanız sebebiyle bunların hepsi suç. Özellikle kin ve nefret içerikli paylaşımlarınız var ki bunları paylaştığınız güne lanet okuyacaksınız. Bakın tehdit etmiyorum. Gerçek hukuk geldiğinde adaletin önünde hesap vereceksiniz. İşte o zaman “emirlere uydum” lafı sizi kurtaramayacak!

Yazar: Süleyman Ayanoğlu

https://twitter.com/s_ayanoglud/status/1185884281731801093…

 
Anahtar Kelimeler:SÜLEYMAN, AYANOĞLU, BASKI, TÜRKİYE, CEZAEVİ,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Gündem Haberleri
Kezban Ana Direnişinin 496. Gününde
Dev-Gençliler Sarıyer Sokaklarına Grup Yorum ’un Açlık Grevi Direnişini Şablonlarla İşledi
Dev-Gençliler Üniversitelerde Mustafa Koçak’ın Direnişini Kitle Çalışmalarıyla Anlatıyor

Dev-Gençliler Üniversitelerde Mustafa Koçak’ın Direnişini Kitle Çalışmalarıyla Anlatıyor
Paris Direnişçileri Olarak Fransız Emekçileriyleydik
Şenyaşarların ölümüne ilişkin iddianame 18 ay sonra hazırlandı: Olay değil aile soruşturuldu
Mustafa Koçak Ölüm Orucu Direnişinin 156. Gününde
ELİF ABALAY YAZDI: DEVRİMCİ MÜCADELE...
Diğer Başlıklar

57 gündür cenazesi verilmeyen Gazeteci Erdemci'nin durumu Meclis'e taşındı
Nancy’de Destek Açlık Grevi Başladı
Kezban Ana Direnişinin 496. Gününde
Nancy'de Direnişin Sesi Alanlardaydı
Yalanı kanıtlayan rapor: Morales seçimleri fark atarak kazandı...
Dev-Gençliler Sarıyer Sokaklarına Grup Yorum ’un Açlık Grevi Direnişini Şablonlarla İşledi
Dev-Gençliler Üniversitelerde Mustafa Koçak’ın Direnişini Kitle Çalışmalarıyla Anlatıyor
‘Paramiliter gruplar cepheye sürüldükçe insanlık dramı sona ermez’
Cerablus’ta TSK destekli cihatçıların konvoyuna bombalı saldırı
Paris Direnişçileri Olarak Fransız Emekçileriyleydik
yorumcahaber1.com
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(76 Online) 0,13ms