Bugün - 06 Aralık 2019 Cuma
İstanbul 27°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Siyaset Gündem Ekonomi Duyurular Sağlık Yaşam Özel Makaleler Kültür Spor Özel Haber Siyaset Diğer »
Haber Detayları

MUKAVEME SURİYİ GENEL KOMUTANLIĞI AÇIKLAMA: MİHRAC URAL NEDEN ÖLDÜRTÜLMEK İSTENİYOR?

mukaveme suriyi mihrac ural suriye

Gündem Haberi - 12 Temmuz 2019 Cuma - 07:16
mukaveme suriyi mihrac ural suriye
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

ELİ KANLI DİKTATÖR ERDOĞAN MİHRAC URAL’I NEDEN ÖLDÜRMEK İSTİYOR?

11 Temmuz 2019 / Perşembe

Onlarca suikast geride kaldı ve bir yenisi 6 Temmuz 2019 Cumartesi günü öğleden sonra 13:30 civarında, Kesap bölgesi Türkmen dağında Askeri birimleri kontrol dönüşünde Mukaveme Suriyyi komutanı, liderimiz Mihrac Ural’a suikast düzenlendi. Bu ikinci açıklamamızda nedenler ve olayla ilgili görüşlerimizi kamuoyuna ileteceğiz.

Esasında diktatör Erdoğan’ın yönetimi herkese düşmandır. Bu noktanın kavranması tüm suikast işlerinin en önemli halkasıdır. Bu tüm Türkiye yönetimlerinin birbirlerine miras olarak devrettikleri bir yöntemdir. Orta-Asya’dan gelip Anadolu’daki tüm uygarlıkları yıkarak uygarlık kuramayan bu göçebe toplumun yönetimi devşirmelerle birlikte kardeş katli dahil her türden muhalifin katlini vacip sayar. Dün de bu günde aynı miras üzerinde yükselen Türkiye aklı selim ve iyi niyetli güçlerin varlığına rağmen bir türlü özgürlük ve demokrasiye yönelememiştir. Başkalarının vatanlarını gasp edip talan ederek yerine yeni bir medeniyet kuramamış hırsız refleksiyle gerginlik ve ürkeklik içinde herkesten şüphelenen bu algı, bugün de yeni Osmanlıcı olarak diktatör Erdoğan’ın temel siyasal eğilimlerini oluşturuyor.

DİKTATÖR ERDOĞAN VE MUHALEFET ALGISI

Erdoğan Yeni Osmanlıcı olarak hiçbir muhalefete katlanamayacak kadar sığ, cahil ve yönetimini tek elden sürdürmek isteyen bir ortaçağ siyasal inancına sahiptir. İsrail gibi ırkçı ve yayılmacıdır. Bu iki devlet bölgenin yerlisi olmayan haliyle düşmansız, yayılmasız yaşayamayacağı inancındadır. Bunun için iktidarları biata dayanır, akla, aklın eleştirisine asla önem vermez. Bilginin düşmanıdır, insanı köle kabul eder “gütmek” de ona düşer düşüncesindedir. Bu noktadan itibaren iktidarı ele geçirince kendisine karşı muhalif olanların katlini bir gereklilik, bir vacip olarak algılar. Bu gelenek Osmanlıdan, Cumhuriyete, tek partili sistemden, çok partili sisteme ve sonuçta bu günkü İslamcı siyasal yönetime, Erdoğan’ın yeni Osmanlı diktatörlüğüne uzanan bir gelenektir. Bu amaç için ise gerekçeler çoktur.

Türkiye derin devleti, Başkan Öcalan’ın esir alınmasından bu açıdan hiç rahat değildir. Uluslararası teminatlar eşiğinde idamın kaldırılması koşuluyla teslim edilen Öcalan, Türkiye’nin başına akıl almaz büyük sorunlar açmış olduğu var sayılmaktadır; 67 milletvekili, 100 Belediye Başkanı, 6 milyon oy ve dev bir gerilla örgütü Başkan Öcalan’ın esir olmasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır (tabi bu tüm Kürd aydın devrimci kadro ve liderlerinin ve ön öncelikle Kürd halkının ve şehit üzeri şehit veren yiğitlerin omuzları üzerinde yükselmiştir. PKK’de budur)

Türk derin devleti esir almaktan hep zarar gördüğünü hesaplamaktadır. Bunun için esir değil ölü aramakta öldürmek içinde kiralık katiller her yola başvurmaktan çekinmemektedir. Bunların sonuncusu “Pençe” operasyonu denilen yayılmacı, kirli suikastçı çabalardır.

ESİR BİLE DEĞİL “KATLİ VACİPTİR”

Tam bu noktada, Mihrac Ural, esir alınmak yerine mutlaka katli gerekli bir varlık olarak görülmektedir. 1970’li yıllardan bu güne devrimci ilkeli duruşuyla, özgürlük ve demokrasi mücadelesiyle Kürd halkının mücadele dostu olmasıyla, kararlılıkta gösterdiği ısrarla, gittiği her alanda sürgünde bile örgütsel bir güç oluşturup mücadele etmesiyle diktatör Erdoğan’ın derin Türk devleti ve MİT’in baş hedefi olan devrimci liderler arasında yerini almıştır. Bu aynı zamanda savunduğu haklı Liva İskenderun davasının önderi olmasıyla da ayrıca anlamlı bir konuma sahiptir. İşte bu nedenle diktatör Erdoğan yönetimi, Mihrac Ural’ı katletmek için kimi kıymeti kendinden menkul, kimisi yargısız infaz ürünü algılarla, bitip tükenmeyen kiralık katillerle suikast dayatmaları gündeme gelmiştir. Bu girişimlerin başlangıcı çok gerilere gidiyor, Sayısını bilmediğimiz ölçekte çok olan suikast girişimlerinin kamuoyuna yansıyanları şu şekilde sıralamak mümkün.

SUİKASTLER DİZİSİ

1- MİT İstanbul Bölge müsteşarı Osman Nuri Gündeş’in “İhtilaller ve Anarşinin yakın tanığı” adlı kitabında anlattığı ve hezimetle sonuçlanacağı için iptal edelin Bassit çıkarması olarak özetlenebilecek suikast girişimi; 1983 yazı.

2- 26 Ağustos 2013 tarihli suikast girişimi öldü haberlerinin yayılması

3- 27 Mart 2016 tarihli suikast girişimi (Ahrar el Şam, Abu Yusuf el Muhacir üstlendi)

4- 26 Ekim 2016 Lazkiye karargahında lap topa gizlenmiş bombanın patlatılması

5- Slınfi yol çatıda suikast girişimi, bir şehit verildi, 6 Eylül 2018

6- 25 Mayıs 2019 / Cumartesi günü büroya kadar gelen Suikastçilerin yakalanması

7- 6 Temmuz 2019 Cumartesi, öğleden sonra, Lazkiye kırsalı dağı dönüşünde patlatılan bombayla suikast girişimi Soçi barış konferansına katılışı (29-30 Ocak 2018) nedeniyle diktatör Erdoğan’ın kopardığı yaygara ve medya hareketliliği, bitip tükenmeyen yalan yargısız infazla olayları ele alışı. Başlı başına bir suikast gibiydi. Barışçıl bir insana bu ölçüde yüklenmek esasında bu devletin ne kadar hafif ve açmaz içinde olduğunu gösteriyordu. Buradan gerekçelere geçecek olursak şunları görürüz.. Bunları iki başlık altında toplamak mümkündür.

LİVA İSKENDERUN DAVASI

A)- Mihrac Ural Suriye toprağı olan ve uluslar arası hiç bir dayanağı olmadan, San Remo Manda anlaşması (1920) 4. Maddesine (4. madde hükmü gereğince, “Mandaterin Suriye ve Lübnan topraklarının tümü ya da bir bölümünü vermesi ya da kiralaması, ya da yabancı bir devletin denetimi altına bırakmaz”) aykırı olarak Fransa’yla imzalanan ikili deklarasyonla (23 Haziran 1939) ilhak edilen Liva İskenderun davasının en önde duran temel savunucu ve bunun için örgütsel devrimci faaliyetleriyle önde duran bir liderdir. İkinci bir Abdullah Öcalan olayını doğmadan katletmek, böylesi uluslar arası bir sorunu, Arapları da içine alan bir davayı doğmadan katletmek Mihrac Ural’ı katletmekten geçer diye inanmaktadır. Bu akıl tutulması kadar, hastalık ölçeğinde ısrarı ifade eder. Başkan Öcalan’ın esir alınmasıyla Kürdlerin vardığı sonuçlara, liva İskenderun davasıyla nüfusu Genel kurmay tutanaklarında 8 milyon olarak belirlenen Arapların ulusal hakları dahil yeni bir davanın oluşmaması için Mihrac Ural’ın esir bile alınmaması, ama ısrarla “katli vaciptir” kanısı hakim bir kanıdır.

B)- Erdoğan diktatörlüğü, algılarındaki yanlış dini inançların itimi ve bu kanılara esasında tamamen aykırı olan ırkçılığının etkisi altında, Mihrac Ural’ın Mukaveme Suriyyi gibi laik bir vatan savunma örgütü kurarak Lazkiye kırsalı, Türkiye Suriye sınırında Erdoğan’ın beslediği desteklediği terör şebekelerine ağır darbeler indirmesi, Suriye ordusuna destek veren bir yapılanmayı organize etmesini ikili bir tehlike olarak görmüştür. Birincisi bu askeri gücün Liva İskenderun davası için değerlendirilebilme özelliği ve ikincisi iddiasında bulunduğu İslam ve Türk ırkının lideri olma hezeyanına karşı girişilmiş ağır bir saldırı olarak görmektedir. Bu nedenle “Türkmen dağı” terörle mücadele sürecinde teröristlerin uğradığı ağır hezimet ve Türkmen dağının bu teröristlerden tamamen temizlenmesi Mihrac Ural’ın sırtına yıkılmıştır. Buna ek, hiçbir tutarlı gerekçesi olmayan “Baniyas Katliamı” dedikleri çatışmaların tek sorumlusu olarak Mihrac Ural görülmüştür. Burada kalınmamış aynı dönemde gündeme gelen ve uzak yakın hiçbir ilişkisi olmadığı, ne ilke açısından ne de sokağa bomba bırakılarak masum insanların katli açısından asla kabul edilmez olan bu cinayetleri de Mihrac Ural’ın sırtına yıkmaktan çekinmediler. Düşman aradılar ve bunu kendi medya yaygaralarıyla yaratmaya çalıştılar.

REYHANLI BOMBALAMALARI VE BANİYAS

Mukaveme Suriyi komutanı Mihrac Ural, “Cezzar Banyas” (Banyas katili) ve “Reyhanlı bombacısı” diye yargısız infazla, itham edilmiştir. Oysa bu davalarda yakalanıp polis, savcılık ve mahkeme ifadeleri alınan hiçbir tutuklunun (33 tutuklunun), aleyhte bir tanıklığı olmadan, Mihrac Ural’ın sırtına yıkılan bu kirli terör işleri, esasında MİT’le, İsrail MOSSAD’ıyla mafya tetikçileri ve İŞİD’in eylemi olarak gündeme gelmiştir. Mihrac Ural’ı itham etmek kendi cürümlerini örtmek içindi; tüm belgeler kanıtlar ve tutuklu ifadeleri doğrudan bunu göstermektedir. Ama savaş kışkırtıcıları olaya siyasi bir kılıf giydirmek ve Suriye’ye karşı savaş kapılarını açmak için Mihrac Ural adını seçmiş hedefe koyarak karalamalarını yapmıştır. Kendi cürümlerine örtü yapmaya çalışıp saldırdıkları isim olan Mihrac Ural, bu vatanın en namuslu en şerefi insanı ve ülkesi için canıyla başıyla çabalayan, hiçbir karşılık beklemeden, teröre karşı insanlık adına savaşan bir Ortadoğu devrimcisidir.

MİHRAC URAL KÜRD HALKININ DOSTUDUR

Mihrac Ural devrimci mücadeleye atıldığı günden bu güne gerçek bir Kürd halkı dostudur. Kürd halkının haklarını sonuna kadar savunarak bu güne gelmiştir. Kendi ulusunun egemenlerinin Kürd halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesine saygısı için tüm gücüyle mücadele etmiştir. Kürd halkının bağrından doğan onun gerçek siyasal ve askeri temsilcisi olan PKK’nin mücadelesine her zaman destek olmuş bu mücadelenin bir neferi olarak kendini görmüştür. Mihrac Ural’ın bu duruşu diktatörü daha da çılgınlaştırmış, Türkiye’de hakları için mücadele eden Arap ve Kürd halkının bu güçlü irade ve yapısal dayanışmasından her zaman ürkmüştür. MİT bu gerçeği iliklerine kadar yaşamakta ve erken vuruşla liderlerin katledilmesi için çırpınıp durmaktadır. Suikastlerin bir ucu da bu haklı ezilen halk güçlerin liderliğini tasfiye etmeye yöneliktir. Mukaveme Suriyi komutanı, liderimiz Mihrac Ural’a yönelik suikastlar dizisi bunun için kesilmeden sürmektedir. Teröre karşı savaşta geçen 9 yılda, Diktatör Erdoğan’ın saldığı onlarca katil şebekesi yakalanmıştır. Suriye Muhabaratı bu şebekelerin yakalanmasında ülkesini ve vatandaşlarını korumada emsali olmayan roller oynamıştır. Liderimiz Mihrac Ural aynı zamanda Suriye vatandaşıdır ve ülkesinin güvenlik birimlerinin koruması altındadır.

SUİKAST MÜTEAHİTLERİ

Bilinmeli ki bölgemizin 100 yıllık tüm sorunlarının esası, göçebe toplumun barbar yönetimleri dönmelerin eseridir. Bunlar uygarlıkları yıktılar ama asla yeni bir uygarlık kuramadılar hep taklitçi oldukları, kiliselere minare koyarak, Mısır arabeskini mermer yataklarının olduğu topraklara dayatarak güdükleştirdiler. 1. Dünya savından bu güne arta kalan tüm sorunlu dosyalar da onların mirasıdır. Bu utanmaz ahlaksızların Yeni Osmanlı yayılmacılığı da kendi abeslerinin devamı olarak bu günde eli kanlı diktatör Erdoğan’la sürmektedir.

Diktatör Erdoğan ve ölüm müteahitleri açık çeklerle eli kanlı terör şebekelerinin ağzı salyalı köpeklerine, para için her türden kirli işleri yapacak satılmış casuslarına, mafya çömezlerine, hatta İsrail’i de devreye geçirerek Suriye’de katliam yapmak için kiralık katiller tutmaya kadar uzanan bir çaba içindedir. Bu bir çok ara terör şebekesinin işi ihale almasına ve alt şebekelerini para vaadiyle kışkırtıp onlarca irili ufaklı şebekelerle insan katli için geniş alanda abes çabalar vermeye olanak sunmaktadır. Bu nedenle direk bağlantılı olsa da olmasa da terör şebekeleri, para için Liderimiz Mihrac Ural’ı katletme girişimleri üretmektedir. Dıştan bakınca anlam verilemeyecek kadar akıl zoru sayıda şebekenin suikast için girişimde bulunması buradan doğmaktadır.

Sonuçta MİT, “kim para kazanmak isterse Mihrac Ural’ı katletsin ve gelsin parasını alsın” demektedir. Terör ezildikçe parasız kalan bu ahlak yoksunu ruh hastası şebekelerde bu kanaldan para kapmak için gözleri körcesine iştahla bu kirli işe bulaşmaktadır ve sonuçta Suriye istihbaratının eline avucuna sefilce düşmektedir. Türkiye açısından ise hiç fark etmiyor bunların ölmesi, yakalanması hiç ilgilendirmiyor. Bunun için bin bir yolla, ara bağlantılarla WhatsApp, Facebook gibi kitle iletişim araçlarıyla Milyonlarca doların verileceği cazibeleriyle kiralık katiller bulup kirli amacına ulaşmaya çalışmaktadır. Son 300 yıllık tarihi boyunca (II. Viyana kuşatması 1683’ten bu yana) hiçbir savaşta başarı göstermemiş, hep hezimete uğramış, tarihi boyunca da mayın eşeği, Hamidiye alayları, Korucular, ÖSO gibi yapılardan medet ummuş Türk Silahlı Kuvvetleri, anavatanımız Suriye’de işgalci bir güç olarak satılmış kiralık katilleriyle, bu vatanın en direngen, en yiğit evlatlarına yönelik suikast girişimleri yaparak, Suriye kahraman ordusunun teröre karşı zaferini kösteklemeye çalışmaktadır.

MİHRAC URAL HALKININ DAVASINDA ISRARLIDIR

Bu noktada Mihrac Ural adı, Liva İskenderun davasının ezelden ebede Suriyeli olan bu toprakların özgürlük adı olmakta, teröre karşı başarıda da katkısı olan bir etkendir. Diktatör Erdoğan’ı çılgına döndüren de budur. Mihrac Ural, Anavatana geldiğinde dev bir tarihi omuzlamıştı. Zeki el Arsuzi’nin URUBA Hareketi (Isbat el Amel el Kavmi) liderlerinden Zeki EL Kasım’ın oğludur, Siyasetin harman olduğu bir ortamda Liva İskenderun’un gaspı ardından gelen ikinci kuşak siyasal liderdir. Arsuzi’nin fikir evladıdır, vatansever ilkelerinin Liva İskenderun’daki bayraktarıdır. .Türkiye’de yaşadığı müddetçe de Türkiye halklarının özgürlük ve demokrasi hakları için sonuna kadar, devrimci mücadelenin ön saflarında yerini almış, dün gibi bu gün de hiçbir milliyetçi eğilime geçit vermemiştir. Milliyetçiliği bir veba olarak görmüş, mücadelesini bu merkezde yükseltmiştir. Bu uğurda uzun yıllar süren mücadelede sürecinde işkencelerden geçmiş, zindanlarda yatmıştır..

MİHRAC URAL ASKERİ OLDUĞU KADAR SİYASAL BİR LİDERDİR

Adana cezaevinden idamla yargılanan 30 devrimci yoldaşıyla firar etmiş (31 Temmuz 1980) ve Anavatana geldiği 1980’den itibaren Lübnan'a geçerek Filistinli yoldaşlarla dayanışma halinde direniş cephelerinin ön hattında İsrail’e karşı Haziran 1982 savaşı ve öncesinde Nebatiye’den, Sur, Sayda ve Beyrut kuşatmasına kadar geçen süreçte Suriye ordusuyla omuz omuza vererek savaşmış, Trablus Şam’a saldıran Arap gericiliğine karşı da anavatan ordusuyla birlikte şehitler verme pahasına karşı duruş almış devrimci tavır sergilemiştir. Aynı süreçte 80’li yılların terör şebekesi Müslüman Kardeşler Örgütüne karşı silahlı mücadele dahil, bölgenin 40 yıl içinde gündeme gelen tüm savaşlarında en ön cephede yerine alarak bu güne gelmiştir. Mihrac Ural, kültürel birikimleriyle bir savaşçı komutan olduğu kadar siyasi bir liderdir. 60 telif kitabı yanı sıra binlerce siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel sanatsal konuları içeren makaleleri vardır. Suriye anavatan direnişi üzerine ise son makalesiyle birlikte 2246 makale kaleme almış ve Türkiye halklarını bu savaşın gerçek verilerini aktararak aydınlatmıştır. İşte diktatör Erdoğan’ın korkusu da bu kapsamlı varoluş ve donanımıyla liderimiz Mihrac Ural’dır. Bu korku Mihrac Ural şehit olana kadar, ondan sonra da onun ilkeleriyle yürüyenler var oldukça hep sürecektir. Bu bir bayrak yarışı gibidir. Haklı davamızı elden ele, her şeye rağmen ve tüm zorlukları aşarak, yükseltip zalimlere terör şebekelerine ve onların koruyucu ve destekçilerine karşı sürdüreceğiz.

MİHRAC URAL VE MUKAVEME SURİYİ

Mihrac Ural bir vatanseverdir. Suriyelidir ve Mukaveme Suriyi’nin tek mücadele alanı Suriye’dir. Suriye’ye yönelik terör tehlikesine karşı durmuştur; ülkenin kamu ve özel servetlerini, uygarlığını. barışını. kardeşliğini ve iyi komşuluk ilişkilerini korumak için, tüm inançlardan, din ve mezheplerden, farklı etnik yapılardan oluşan laik Suriyeli yiğitlerin Mukaveme Suriyi örgütüyle mücadeleye yönelmiştir. Bu bir vatansever duruştur ve hiçbir komşu ülkeye yönelik olumsuz amaç taşımamıştır, Mihrac Ural, tüm ulusların değerlerine saygıyı esas alır ve onlardan da aynı saygıyı bekleyerek, Cenevre savaş yasaları ve ek protokollerine uyar; esirlere insanca davranır ve adil yargılanmalarını savunur, Cesetler, teröristlerin bile olsa asla bunlara müdahale etmez dini gereklerine göre defin için devlete, resmi kurumlara teslim eder, Kilise cami gibi hiçbir dini kuruma saldırmaz, eğitim merkezleri, hastaneler ve doğaya asla zarar vermez verenleri engeller. Silahsız hiçbir sivile zarar vermez, yaşlı, kadın ve çocuklara asla zarar vermez, vermek isteyenler kim olursa olsun karşı çıkar. Mukaveme Suriyi esasında bir kültür örgütüdür, vatanı için silaha sarılmışsa da bu örgüt sivil ruhuyla eğitim bilinç ve kültür gücüyle Suriye tarihinin emsal teşkil eden, tek örneği olmuştur. Diktatör Erdoğan’ı tedirgin eden de bu özellikleriyle kurulu bulunan, halkı tarafından onaylanan çevresi gittikçe gelişip büyüyen Mukaveme Suriyi‘nin teröre karşı yürüttüğü başarılı mücadeledir. Bu vatansever örgütün başında Mihrac Ural’ın bulunması, Diktatör ve istihbarat örgütü MİT'in hezeyanlarıyla iflasını açıklayan ve tanık olunduğu gibi durup kesilmeden kiralık katillere suikastlar için milyonlarca dolar akıtmalarının gerekçesini oluşturmaktadır.

MUKAVEME SURİYİ GENEL KOMUTANLIĞI

 
Anahtar Kelimeler:mukaveme, suriyi, mihrac, ural, suriye, ,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Gündem Haberleri
Paris Direnişçileri Olarak Fransız Emekçileriyleydik
Şenyaşarların ölümüne ilişkin iddianame 18 ay sonra hazırlandı: Olay değil aile soruşturuldu
Mustafa Koçak Ölüm Orucu Direnişinin 156. Gününde

Mustafa Koçak Ölüm Orucu Direnişinin 156. Gününde
ELİF ABALAY YAZDI: DEVRİMCİ MÜCADELE...
SÜRYANİ HALK MECLİSLERİ'NDEN MÜNİH'TE SİYASİ MAHKUMLARLA DAYANIŞMA!  
ARMUTLU HALK CEPHESİ AÇIKLAMA: İŞKENCECİ GAZİ POLİSİ HESAP VERECEK!
Tutsak Avukat Engin Gökoğlu Yazdı: Grup Yorum’u Savunmak
Diğer Başlıklar

Dev-Gençliler Üniversitelerde Mustafa Koçak’ın Direnişini Kitle Çalışmalarıyla Anlatıyor
‘Paramiliter gruplar cepheye sürüldükçe insanlık dramı sona ermez’
Cerablus’ta TSK destekli cihatçıların konvoyuna bombalı saldırı
Paris Direnişçileri Olarak Fransız Emekçileriyleydik
Şenyaşarların ölümüne ilişkin iddianame 18 ay sonra hazırlandı: Olay değil aile soruşturuldu
Almanya Grup Yorum Gönüllüleri Uzun Yürüyüşün 6. Günü: Berlin
Mustafa Koçak Ölüm Orucu Direnişinin 156. Gününde
ELİF ABALAY YAZDI: DEVRİMCİ MÜCADELE...
SÜRYANİ HALK MECLİSLERİ'NDEN MÜNİH'TE SİYASİ MAHKUMLARLA DAYANIŞMA!  
Fransa'da 5 Aralık Günü Genel Grev!
yorumcahaber1.com
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(70 Online) 0,09ms