Bugün - 15 Temmuz 2020 Çarşamba
İstanbul 27°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Yeni Üye
Siyaset Gündem Ekonomi Duyurular Sağlık Yaşam Özel Makaleler Kültür Spor Özel Haber Siyaset Diğer »
Haber Detayları

Cemil Hayek Yazdı: ADALETTE İFLAS, ÜLKEDE İFLAS

cemil hayek adalet

Özel Makaleler Haberi - 17 Haziran 2019 Pazartesi - 07:59
cemil hayek adalet
Resmi küçültmek için üzerini tıklayın...

Hatalardan ders alınır ama her hatanın da bir karşılığı vardır. Her yerde hata yapabilirsiniz ve bu hataları da ödeyerek, deneyim kazanırsınız. İki alanda ise hata yapma lüksünüz yoktur. Çünkü sonu ölümle biter. Bunlardan biri tıp, bir diğeri ise adalettir. Tıpta yapacağınız ciddi hatalar, bireysel ölümlerle sonuçlanabilir, adalette yapacağınız hatalar ise, kitlesel ölümlerle. Bu kitlenin adı devlet, hatta devletler olabilir. İşte bu nedenle ‘Adalet mülkün temelidir’ denir. Bu mülkün adı, bilindiği gibi, devlettir.

SAVAŞA DOĞRU

İnşallah yanılıyorum ama sanırım birkaç ay sonra Hatay kan gölüne dönüşür. Bütçemizden beslenen ve vaatlerle sınırımızın her iki tarafında toplatılan teröristlerin, İdlip’te son darbeyi yerken, can havli ile kaçacakları tek sınır, Türkiye, hatta Hatay sınırları olacaktır. Bunu düşünürken, gözümüzün önünden komşu ve kardeş Suriye’ye gönderilen silahları hatırlayalım. O an oraya gönderilen teröristler karşısında sustuğumuz gibi, şimdi dönüşlerinde susma lüksümüz yok.

Kan dökme ve ayırımcılık üzerine bir hukuk kurduk, şimdi o çöken hukukun altında kalıyoruz. Pek yakında İdlp’ten kaçacak teröristler topraklarımızı işgal ederken, devletin vatandaşına reva görerek ve teröre verdiği destek hayal edildiğinde, şimdi teröristlere karşı ciddi tavır takınacağını düşünmek, zor.

Evlatları katledildiği için, hak arayan Analara polisleri saldırtan bir devlet ve onun soysuz bakanı, Analara niye acısın, vatandaşını niye korusun?

Evlatlarımızı katledip yargılanmayanlar, bizi niye korusun?

Terör derken, acaba hangi terör, devlet terörü mü, çetelerin terörü mü daha tehlikelidir?

ABD bizi yıkımla tehdit ederken, biz de dayanışmamız gereken komşumuzun kuyusunu kazıyoruz. Büyük bir planın en büyük işbirlikçisi ve en son kurbanı olmak üzereyiz. Kendimiz ettik, kendimiz buluyoruz. Ama esas soru şu, ırkçılık ve mezhepçilikten ne kadar ders aldık?

Irkçılık, bu devletin değişmeyen anayasa maddelerinin güvencesi altındadır, çünkü İstiklal marşımızda bile yer almaktadır ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez. Ederseniz, bu sefer cumhuriyet ve laiklik gibi maddeler de tartışmaya açılır. Bu, milliyetçi bir tuzaktır ve halkın çoğunun ayağı bu tuzağa takıldığı için, savaş politikalarını teşvik ettik ve onayladık.

İKİ SÜPER GÜCÜN KISKACINDA

Berlin’e dayanana kadar, Hitler bir kahraman ilan edilmişti. Bizimkisi ise, teröristler kapımıza dayanana kadar. Her ikisi diplomasız, her ikisi seviyesiz, her ikisi her şeye kadir ve her ikisi her şeyden sorumsuz oldu. İşte devlet böyle çöker. Her şeye yetkili olan, her şeyden sorumlu tutulursa, ancak o zaman, orada adalet aranabilir; tecelli etmezse, yıkım sizi bulur.

Suçlular, kendi sorumluluklarını kayıran bir miat kurarak, kendilerini kurtaramazlar. Adalet ne miatla, ne de ayrıcalık veya ayırımcılıklarla sınırlanabilir.

Kurtuluşun tek çaresi, dosyaların açılmasıdır. Saray ile cezaevi arasındaki yol, hukukçular tarafında inşa edilmek zorundadır. Bu yargıçlar bağımsız, adil ve tarafsız kılınmalıdır.

Bizi savaşın kıyısına taşıyanlardan tarafsızlık beklenemez.

Siz bunu kendi hükümranlığınızda yapmazsanız, başkaları yapar ve başkaları hükümranlıklarını ilan eder. S-400’ler veya F-35’ler bir araçtır. Bu araçlar olmasa, sizi yine aynı akıbete, başka araçlar veya başka devletler sevk edebilirdi ama sonuç kaçınılmazdı.

SOYDAŞ KAVRAMI

Siz soydaş bahanesi ile Bayır Bucak Türkleri diyerek, komşu ülkeye parçalanmayı dayatmıştınız. Topraklarını ateşe verdiğimiz Suriye’nin, buna karşılık tarihi gerçeklerden yola çıkararak, Hatay gibi, kaybettirildiği topraklarda hak arayacağını unutmamamız gerekir. Öyle ki, Suriye’nin olası bu hak arayışı, yani o topraklarda yaratılacak katliama karşı bir müdahalesi, hukuken sizin orada Süleyman Şah Türbesi ve etnik uzantılarınızın sözde davasından daha somut olacaktır.

İktidarı sallanacak olan Erdoğan, ufukta beliren yenilgiyi kabul edip, öbür ordusunun başına mı geçer, yoksa yenilgiyi kabul etmeyip, yaratacağı büyük savaşlar bahanesi ile seçimleri önce geçici, sonra kalıcı olarak sonlandırır mı, onu da koşullar belirleyecek.

Bu koşuları sıkıştığı devletlerin belirlediği koşullar mı, yoksa iç dinamiklerin koşulları mı belirleyecek, göreceğiz ama bu koşullar, bundan sonraki siyasal yaşantımızı ve bağımsızlığımızı da, kesinlikle belirleyecektir.

TEKRAR DEVLET OLMAK

Tekrar devlet olmak, en azından, bizi bugünkü diktatörlüğe kesintisiz adımlarla taşıyan tüm darbe ve değişiklikleri geçersiz kılmakla mümkündür, ama yeterli değil.

•80 darbesi ile gayrı meşru olaarak anayasa lağvedildi, Evren’in göstermelik cezası, bunun kanıtıdır ama daha sonra, yine onun getirdiği aynı gayrı meşru anayasa ile siyasi yaşama devam edildi. Yargılanmadan sonra, onun ortadan kaldırdığı anayasaya hukuken tekrar dönülmesi gerekirdi, oysa diğer sağcı iktidarlar gibi, aynı yerden yıkıma devam edildi.

• Referandum sonuçları hileli idi, dolayısı ile meclisin lağvedilmesi yasal değildi, anayasal değildir, rejime darbedir ve en azından o referandum oylanamaz; çünkü meşru olmayan bir rejimi oylamaya sunmak, meşru olamaz, yani bunun referandumu yapılamaz. Çünkü yapıldığında, hem halka sormanın meşruluğunu, yani halkın iradesini esas alıyorsunuz, hem de halkın temsilini ortadan kaldırıyorsunuz. Yani halka soruyorsanız, halk iradesine göre karar verilmesi gerektiğini teyit ediyorsunuz, sonra da, halkın iradesini ortadan kaldırıyorsunuz. halkın iradesi esas iken, halkın iradesi ortadan kaldırılarak, bir yönetim kurulamaz, kendi kendine ters düşer. Bu hakkı halktan alacaksanız, halka soramazsınız, ancak gasp edersiniz; ama halka soracaksanız, halkın temsilini kabul ediyorsunuz demektir, lağvedemezsiniz. Dolayısı ile referandumdan sonraki her tasarruf, suç teşkil etmiştir. Sorgulanmalıdır, geri alınmalıdır.

• Erdoğan’ın seçimleri meşru değildi, adaylığı da değildi. Noter bu nedenle ceza aldı ve Erdoğan'ın diploma sahtekarlığı belgelendi; adaylık için gerekli olan diploma, hiç var olmadı. O halde cumhurbaşkanlığı da, tasarrufları da geçerli değildir. Bunu sonradan yasalarla değiştiremezsiniz, hukuk geriye doğru çalışmaz, çalıştırılması meşru olamaz. O halde, Erdoğan rejimi, organize bir devlet çetesi rejimine dönüşmüştür ve telafi edilmek zorundadır.

Bundan sonra çözüm arayacaksak, önce fabrika ayarlarına dönelim, sonra da o fabrikayı çağdaş düzeye getirelim. Bu fabrika ayarlarının temeli cumhuriyet devriminin kurallarıdır ve 60 darbesine kadar genişletilmiştir, geri çevrilemez

60 Anayasasının değiştirilmesi ile genişleyen haklar varsa, bunlar asla demokrasinin veya laikliğin kırpıldığı yerde aranamaz. Amaç, idam veya 141, 142 gibi çağdışı yasaları tekrara yürürlüğe koymak değil.

Oysa anayasanın o zamanki, şeriata karşı olan 163. Maddesi kalsaydı, bugünlere gelmezdik. Parlamento tekrar çift meclisli olarak tekrar açılmalı ve meclisin partileri, demokratik olarak, ön seçimlerle aday belirlemelidir, parti liderlerinin keyfiliği ile değil. İşte o zaman, Suriye dahil, getirildiğimiz uçurumun kenarından sıyrılmamız mümkün olabilir. Haramiler saltanatı Erdoğan’la doruğuna ulaşmıştır ama Erdoğan’la başlamamıştır. Temizlik baştan sona devam etmelidir.

VAZGEÇME POLİTİKASI

S-400 ‘lerden vaz geçmek, ne Amerika’nın intikamından kurtarır, ne de Rusya’nın. Halk idaresi tek çözümdür. Erdoğan’ın her iki süper gücün cenderesine sıkıştığı yerde, halk olarak direnirsek, hem diktatörlüğü yıkar, hem de emperyalizm yerine kendi halk idaremizi kurabiliriz ki, başka çıkış yok. Seçenekler ortada: Ya yıkım, ya halk iktidarı! Erdoğan içinse, ha hesap verme, ya da yok olma! İpin inceldiği yerde, o ipi koparalım! İpin bir ucunda emperyalizm, öteki ucunda ise diktatörlük. Bu ipi ya biz alırız, ya da başkalarına terk ederiz. Yani ya tutsaklık, ya da özgürlük. Özgürlük, adaletle yıkıldı, tekrar ancak adaletle kurulur.

Cemil Hayek

16. 6. 2019

 
Anahtar Kelimeler:cemil, hayek, adalet,
Kaynak / Editör
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Özel Makaleler Haberleri
‘Savaş’tan ‘işgal’e; mızrak çuvala sığmıyor
Cemil Hayek Yazdı: SEVİYESİZLİK VE TEMSİL
Ömer Ödemiş Yazdı: AKP’nin Suriye politikası çöktü: Cihatçılar Türkiye sınırına dayandı

Ömer Ödemiş Yazdı: AKP’nin Suriye politikası çöktü: Cihatçılar Türkiye sınırına dayandı
Mihrac Ural Yazdı: HAN ŞEYHUN VE SONRASI
Cemil Hayek Yazdı: ŞEHİT TÖRENLERİ Mİ HAZIRLANIYOR?
Mardin'de kayyumun ilk ziyaretçileri; yolsuzluk, hırsızlık ve usulsüzlükle anılanlar
Cemil Hayek yazdı: ÇILGINLIĞIN AREFESİNDE...
Diğer Başlıklar

KATİL POLİS KADIKÖY'DE TAYAD'LI AİLELERE SALDIRDI (Video-Haber)
Viyana'da Ölüm Orucu İçin Adalet Nöbeti
27 Yıl Sonra Tahliye Edildi: İşkencecim Mahkemede Hakim Olarak Karşıma Çıktı
EBRU VE AYTAÇ NASIL YARGILANDI?
TÜRKÜLERİMİZİ İBRAHİM'CE VE HELİN'CE SÖYLEMEK İÇİN 9 AĞUSTOS'TA YENİKAPI'YA...
TAYAD'LI AİLELER: ANKARA YÜRÜYÜŞÜMÜZ DURDURULAMAZ!
SEVGİ ERDOĞAN VEFA EVİ'Nİ TANIYALIM
Ülkemiz, Emperyalizmin Yeni Sömürgesi, Faşizmin Kurumsallaştırıldığı, Sürekli Faşizmle Yönetilen Bir Ülkedir...
HDP Vekili Ömer Faruk Gergerlioğlu: O Polislerin Yargılanacağını Mı Düşünüyorsunuz Arkadaşlar!
TAYAD'LI AİLELER: ADALET TALEBİYLE SİLİVRİ'DEN ANKARA'YA YÜRÜYÜŞÜMÜZ BAŞLAMIŞTIR
yorumcahaber1.com
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(56 Online) 0,08ms